🏈 Bel Fıtığı Ameliyatı Sonrası Kalçada Ağrı

Prof Dr. Duran Berker Cemil Yüksek İhtisas Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi AD Medical Park Ankara Hastanesi 1. Dikiş 1 hafta sonra aldırılacak, BelFıtığı Nükseder mi? Bel fıtığının tekrarlama oranı oldukça düşüktür. Bel fıtığı ameliyatı olduktan sonra aynı yerden tekrarlama oranı yüzde ise 2-3 civarında görülmektedir. Bu oran ameliyat sonrası öneriler dikkate alındığında çok daha düşüktür. Bel Fıtığı Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Edilmeli? 2days agoOmurga ameliyatlarında devrim niteliğinde bir gelişme olan robotik omurga cerrahisi Türkiye’de de kullanılmaya başlandı. Ortopedi Robotik Cerrahi Derneği (ORCD) Başkanı Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Kayhan Turan, robotik omurga cerrahisinin ameliyatla ilişkili riskleri en aza indirerek hasta güvenliğini en yüksek seviyeye taşıdığını belirtti. BelFıtığı Ameliyatı Sonrası. Ameliyat sonrası genellikle ilk 24 saat içinde hasta yürütülür. Aynı gün veya ertesi gün taburcu edilir. Taburculuk sonrası kısa süreli ağrı kesici/antienflamatuar tedavi verilir. hafta ve 1. ayda kontrol muayenesi için başvuru önerilir. Hastanın işinin ağırlığına göre evde istirahat çalışmadabel fıtığı ameliyatı sonrası gelişebilecek ağrı ve korku kaçınma durumlarının belirlenmesi amaçlanmış, elde edilecek bulguların bu hasta grubunun taburculuk eğitiminin düzenlenmesinde veri oluşturacağı düşünülmüştür. Materyal-Metot Araştırma tanımlayıcı-kesitsel olarak, Kasım 2016-Mayıs Mesaj Linkini Kopyala. Şikayet. merhabalar. ben 1,5 ay önce bel fıtığı ameliyatı oldum.yaklaşık 20 gün önce de yürüyüşlere başladım.ufak tefek sızılarla öncesine göre çok daha iyiyim.fakat işten geç geldiğim ve hava soğuk olduğu için akşamlar yürüyüşe çıkmak zor geliyor.evde eliptik bisikletim var.yürüyüş Epiduroskopisonrası dinlenme ve hastayı gözetim altında tutmak gerekmez ev ya da yatak istirahatine ihtiyaç duyulmaz. Epiduroskopi Tedavisi Sık Sorulan Sorular. Eskiden bel fıtığı ameliyatı olmuştum hala bazen ağrı hissediyorum omurilik kanalımda yapışıklık olabilir mi? tvR2tpZ. Bel fıtığı oldukça yaygın görülen sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Toplumda çok sık görülen bel fıtığı ile ilgili doğru bilinen yanlışlar da görülme sıklığı kadar fazladır. Bel fıtığı ve tedavisi korkulması gereken bir durum değildir ve kesinlikle ihmal edilmemelidir. Başlangıç aşamasındaki bel fıtığının egzersiz, dinlenme ve ilaç gibi çok basit tedaviler ile kontrol altında tutulması mümkünken ilerlemiş bel fıtığı hem yol açtığı sağlık sorunları hem de yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkisi ile mutlaka tedavi edilmelidir. Yaşam Kaliteniz Düşüyorsa Dikkat Edin Bel fıtığının ilerlemiş olup olmadığını anlamanın en kolay yöntemi bel fıtığı sorununun yaşam kalitesini düşürmeye başlayıp başlamadığını gözlemlemektir. Eğer bel fıtığı artık günlük hayatı olumsuz etkiliyor, bacağa yayılıyor, kişinin daha hareketlerini ciddi düzeyde kısıtlıyorsa, ağrılar ilaçlarla kontrol edilemiyorsa ilerlemeye başlamış demektir. İlerlemiş bel fıtığının en kısa sürede tedavi edilmesi kişinin hareket kabiliyetinin korunması ve tedavinin başarı oranının artması açısından büyük bir öneme sahiptir. İlerlemiş Bel Fıtığı Hastalarında Yaygın Görülen Sağlık Sorunları Bel Ağrısı ve Kramplar Bel fıtığı, hastalarda sürekli devam eden ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bel ağrısı ile başlar. Bel ağrısı harekete ve uzun süre ayakta durmaya bağlı olarak artış gösterebilir. Bunun bir sonucu olarak da kişi hareket etmekten çekinir. Bel ağrısı öksürme, hapşırma gibi durumlar sonucunda da şiddetlenebilir. Bel fıtığının ilerlediği durumlarda bel ağrısına bölgede spazmlar da eşlik eder ve en önemlisi ağrı bacaklara da yayılabilir. Bacak ve Kalça Bölgesinde Ağrı Bel fıtığının yaygın görülen ve kişilerin yaşam kalitesini oldukça olumsuz etkileyen bir diğer sonucu da bacak ve kalça bölgesinde meydana gelen ağrılar, kramplar ve kas zayıflıklarıdır. Bacak ve kalça bölgesinde sık görülen sağlık sorunu siyatiktir. Siyatik genellikle bel ve kalça bölgesinde başlayan, bacaktan devam eden ve baldıra kadar ulaşan şiddetli bir ağrıdır. Bu ağrı kişinin hayat kalitesini düşürmekle kalmaz aynı zamanda hareket kabiliyetini de azaltır. 1 Diz ve Ayak Bileğinde Güç Kaybı Güç kaybı bel fıtığının neden olduğu sorunlardan bir diğeridir ve kesinlikle ciddiye alınmalıdır. Ayak bileğinde, kalçada ve bazen dizde ağrı ve güç kaybı ilerlemiş bel fıtığının klinik yansıması olabilir. Güç kaybı başladığında hem ağrı çok şiddetlidir hem de kişi yürümekte zorlanır dengesini koruyamaz. His Kaybı İlerlemiş bel fıtığında, fıtıklaşmış parça sinire baskı yaparak güç kaybının yanında uyuşmalara da sebep olabilir. Basılanan sinirin etkin olduğu bölgede ağrı belirginleşip, kaslarda güç kaybı ve yine ilgili bölge boyunca his kaybı gelişebilir. His kaybı ile birlikte kişinin hem yaşam kalitesinde düşüşler meydana gelir, oluşan güç kaybı düşmelere ve ek yaralanmalara da sebep olabilir. Mesane ve Bağırsak Fonksiyonlarında Bozulma Kauda Ekina Sendromu İlerlemiş bel fıtığına bağlı olarak mesane ve bağırsak fonksiyonlarında bozulmalar meydana gelir. Kişi idrarını ve dışkısını istemsiz olarak kaçırabilir. Bu hem fiziksel hem de psikolojik açıdan oldukça zorlu bir durum olduğu için ilerlemiş bel fıtığında hastanın bu aşamaya gelmeden mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir. 2 İlerlemiş Bel Fıtığı Tedavisi Nasıl Olur Bel fıtığı erken teşhiste kontrol altında tutulabilen bir sorun olsa da mutlaka düzenli takip edilmelidir. İlerlemiş bel fıtığının neden olduğu sağlık sorunları kişilerin yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Bu sorunlar uzun vadede mutlaka tedavi edilmesi gereken boyutlara ulaşırlar. İlerlemiş bel fıtığı tedavisinde ameliyat bir gereklilik haline gelebilir. Ameliyatın ertelenmesi ise başarı oranına olumsuz etki kapalı teknik ile yapılan bel fıtığı ameliyatlarında hem operasyon hem de operasyon sonrası süreç kişiler için oldukça konforludur. Endoskopik Diskektomi olarak da adlandırılan tam kapalı bel fıtığı ameliyatı endoskopi ile yapılan ve doku hasarını minimuma indiren bir operasyondur. Bu operasyonda ufak bir kesi yapılır ve kamera kullanılarak , herhangi bir şekilde kas ve dokulara zarar vermeden fıtıklaşmış diskler çıkarılır. Bu operasyon sonucunda kişiler kısa sürede günlük yaşamlarına geri dönebilirler. 1 2 Lüften oylayın [Toplam 14 Ortalama BEL FITIĞI YADA DİSK KAYMASI NEDİR? Bel Fıtığı toplumda disk patlaması, disk kayması yada siyatik olarak da adlandırılır. Diski saran güçlü bağın yırtılması ve disk içeriğinin bu yırtık bölgeden çıkarak sinirlere baskı uygulamasına bel fıtığı denir. Fıtıklaşmış disk sinire bası oluşturuyor BEL FITIĞININ BELİRTİLERİ VE BULGULARI Bacak ağrısı Bacak ağrısı tipik olarak bel ağrısından çok daha şiddetlidir. Ağrı siyatik sinir boyunca ilerler ve kalçadan başlayarak bacağa doğru yayılır. Bel ağrısı Bel fıtığında her zaman bel ağrısı her zaman görülmez. Diski saran bağ yırtıldığında yada fıtığın başlangıcında oluşan doku reaksiyonu inflamasyon ile belde künt, zonklama şeklinde ağrı oluşur bel hareketleri azalarak katılık hissedilir. Katılığın sebebi oluşan spazmdır. Hareketle ve özellikle öne eğilme ile bel ağrısı artar. Sinir ağrısı En belirgin bulgu; bacakta yakıcı, keskin, batıcı, elektrik çarpması hissi veren ve sinir basısına bağlı ağrıdır. Nörolojik belirtiler Kalçada, bacakta yada ayakta, his kaybı, iğnelenme ve karıncalanma yada güç kaybı oluşabilir. Siyatik Sinir Ağrısı Siyatalji Düşük ayak Sinir baskısı ciddi ise bazen hastanın topukta yükselerek yürümesinin imkansız olduğu düşük ayak tablosu oluşabilir. Bel fıtığının nadir ancak tehlikeli bulguları Kauda Ekuina Sendromu İdrar ve gayta kontrolünün bozulduğu ve eğer tarzı uyuşukluğun eşlik ettiği tablo ciddi bası olması durumunda görülebilir. Sinirlere ciddi baskı vardır ve acil cerrahi tedavi gerektirir. BEL FITIĞI TANISI NASIL KONUR? Bel fıtığı hastasının bulguları genellikle tipiktir. Herhangi bir sebep olmayacağı gibi, diskde ani yüklenmeye sebep olabilecek; ağır kaldırma, bele ani yüklenme ile bel fıtığı oluşabilir. Muayene öncesi yapılan sorgulamada ağrının nasıl başladığı, yeri, tipi ve hareket ile ilişkisi değerlendirilecektir. Yapılan muayene ile bacaklarda herhangi bir güç kaybı yada uyuşma olup olmadığına bakılacak ve bazı özel testler ile tanı konmaya çalışılacaktır. Bel fıtığının tanısında en değerli görüntüleme yöntemi Manyetik Rezonans Görüntüleme yani MR dır. Tablonun net olmadığı bazı özel durumlarda sinir iletim çalışması olan EMG de kullanılabilir. Patlamış fıtığın MR görüntüsü BEL FITIĞI TEDAVİSİ Bel fıtığı hastaları genellikle ciddi bacak ağrısı ile doktora başvururlar. Tedavide hastanın ağrılarının şiddeti, varsa güç kaybı incelenir ve gerekli tanı yöntemleri de kullanıldıktan sonra tedavi alternatifleri hasta ile paylaşılır. Temelde ameliyatsız ve/veya ameliyat ile tedavi uygulanır. Bel fıtığında ameliyatsız tedavi Bel fıtığı bulgularının çoğu 6 hafta içinde iyileşir ve genellikle cerrahi girişim gerekmez. Hastaların bir bölümünde ağrıyı kontrol etmek için buz uygulaması, antienflamatuar ilaçlar ve kısa süreli istirahat yeterlidir. Her hasta fizik tedavi için uygun olmayabilir ancak seçilmiş hasta grubunda fizik tedavi etkili olabilmektedir. Cerrahi gerekmeyen ancak ağrı kontrolünde yetersiz kalınan hasta grubunda uygulanacak girişimsel ağrı tedavileri ile hastaların büyük bölümünde başarılı bir sonuç alınır ve hasta normal yaşantısına döner. Bel fıtığı ameliyatı Cerrahi dışı tedavinin başarısız olması durumunda yada seçilmiş hastalarda cerrahi tedavi gerekebilir. Hangi cerrahi yöntemin seçileceği, bel fıtığının özelliklerine ve cerrahın deneyimine ve yetkinliğine göre değişebilir. Bel fıtığı ameliyatlarında yeni teknolojik gelişmelerin de yardımı ile giderek doku hasarının en aza indirildiği yöntemler uygulanmaya başlamıştır. Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı Doku hasarını en aza indirgemeyi hedefleyen bu teknikte, ciltte sadece bir endoskopun kamera gireceği kadar kesi yapılır ve tüm cerrahi işlem bu cm’lik kesiden vücüttaki anatomik boşluklardan ilerleyerek gerçekleştirilir. Hasta genellikle aynı gün hastaneden çıkarılır ve 2-4 gün içinde normal yaşantısına 1-3 hafta arasında da işine geri dönebilir. Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı Mikrodiskektomi Klasik bel fıtığı ameliyatı sonrası görülebilen sorunları azaltma ve daha az doku hasarı oluşturma amacı ile mikroskop kullanılarak 3-4 cm lik bir kesi ile yapılır. Kas, kemik ve bağ dokusuna sınırlı da olsa hasar oluştuğundan tam kapalı bel fıtığı ameliyatı tekniğine oranla daha uzun iyileşme dönemi gerektirir. BEL FITIĞI AMELİYATI SONRASI Bel fıtığı ameliyatı sonrası yapmanız gerekenler ve yapmamanız gerekenler doktorunuz tarafından size anlatılacaktır. Uygulanan cerrahi yönteme göre ameliyat sonrası döneminiz de değişiklikler gösterebilecektir. Tam kapalı bel fıtığı ameliyatı sonrası, doku hasarı çok sınırlı olduğundan iyileşmeniz hızlı olacaktır. Ciddi bir fizik tedavi programı verilmez ancak omurga adelelerinin iyi kondisyonda olması amacıyla 3. Haftadan sonra özellikle yüzme gibi egzersiz programları önerilir. 1007 Haber Kaynağı İHA Ankilozan spondilitin, başlıca omurgayı tutan iltihaplı romatizma hastalığı olduğunu belirten Romatoloji Uzmanı Dr. Yüksel Karakoç, "Kalçamızın arka kısımları, bel, sırt ve boyun bölgelerindeki omurların romatizmal olarak hastalandığı geniş bir kemik, eklem ve kas gurubunu ilgilendiren bir hastalık türüdür. Hastalık başlangıç yaşı genelde onlu yaşların sonlarında ve yirmili yaşlardır. Yaş ilerledikçe hastalığa tutulmanız azalarak devam eder. Hastalık çok sinsi, çok yavaş bir seyir göstermektedir. İlk yıllarında yılda bir iki kez birkaç hafta süren ataklar şeklinde kendini gösteren daha sonraki yıllarda giderek daha sık gelmeye başlayan ve bir süre sonra yerleşen bir seyir göstermektedir. Hastaların temel şikayeti sırt ağrısı veya bel ağrısıdır. Toplumumuzda bel ağrısı çok sık gözüken bir durum olduğu için çoğu zaman hastanın yakınmaları zorlamadan, yorgunluktan, dengesiz ağır kaldırmaktan veya uzun süre ayakta kalmaktan sanılır. Bu hasta ve hekim için genelde böyle kabul görür. Bu ağrının romatizmal olabileceğinin ipuçları, istirahatte hasta dinlenirken veya işinden evine döndüğünde ağrının başlaması, çalışırken ağrıyı fazla hissetmemesidir. Bu istirahat ağrısı gece sabaha karşı hastayı yoklamaya başlar. Hasta ağrı ve sızı ile uyanmaya başlar. Yatakta hareket etmekte zorlanır. Eğer yataktan kendi başına kalkmayı başarabilirse hareket ettikçe daha iyiye gittiğini gözlemler ve rahatlamaya başlar. Aynı durum sabah uyandığında yataktan kalkmak istediğinde de kendini gösterir. Hastaların çoğu uzun süre ayakta kalmamak ya da oturmamak şartıyla iş yerlerinde daha rahat olduklarını ifade eder" dedi. Göğüs kafesini oluşturan sağlı sollu 12 adet kaburganın sırt omurlarıyla arkada eklem yaptıkları için göğüs kafesi yakınmalarının da bu hastalarda beliren bir durum olduğunu ifade eden Romatoloji Uzmanı Dr. Yüksel Karakoç, "Derin nefes almakta zorlanma, hapşırma ya da öksürme esnasında göğüs kafesinde batma hissi gibi şikayetler oluşur. Hastalık kadın ve erkeklerde benzer sıklıkla görülmektedir. Ancak erkek ve kadın şikayetleri arasında biraz farklılıklar görülmektedir. Erkeklerde daha çok kalça ve belde yakınmalar olmakta ve kadınlara göre şikayetleri daha şiddetli seyretmektedir. Kadınların daha çok boyun, sırt ve omuzlarda yakınmaları olmakta, hastalık daha hafif seyretmekte ve daha az sıklıkla ataklar gelmektedir. Bu sebeple zaten erkeklerde bile teşhisi zor olan hastalığın kadınlarda teşhisini koymak daha da zorlaşmaktadır. Bu sebeple maalesef çoğu kez bu şikayetleri olan kadınların yakınmaları psikolojik zannedilerek anti-depresan ilaç önerilmektedir. Bu şikayetleri olan bireylerin muhakkak bir romatolog tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir" şeklinde konuştu. Hastalığı ilerlemiş kişilerde kalça ve bel adeta taşlaşarak hareket yeteneğini tümüyle kaybetmekte olduğunu belirten Karakoç, "Bel ve kalçanın hareketini kaybetmesi ve durumun vücut tarafından tolere edilebilmesi için hastalarda bu hastalığa özgü tipik bir duruş geliştirmektedir. Bu duruşta dizler hafif kırık, bel dümdüz, kamburluğu daha da artmış ve baş hareket yeteneğini çoğunlukla kaybetmiştir. Boynun hareket yeteneğini kaybetmesi sebebiyle hasta başını çeviremediği için tüm vücuduyla dönmek ister yine bu kişiler için araba kul kanmak çok zordur. Hastalığın en sık karıştığı durumlardan biri bel fıtığı hastalığıdır. Ankilozan spondilitli hastalarda bel ağrısı vardır. Bu ağrı bazen sağ kalçada bazen sol kalçada olabilmekte ve bacağa da vurabilmektedir. Bazı hastalarda topuk ağrısı da olmakta hasta yere basmakta çok zorlanmakta ve yürümesi bozulmaktadır. Bu aşamada sanki bel fıtığı gibi bir hastalık durumu oluşmakta ve bu durum hem hastayı hem de hekimi yanıltmaktadır. Bazı hastalar bu sebeple bel fıtığı ameliyatı olmaktadırlar ancak beklenildiği üzere ağrıları geçmemektedir" diye konuştu. Ankilozan spondilit belirtilerine sahip bir grup hastada omurga tutulumunun yanı sıra gözlerinde kızarma, ciltte sedef plakları, bağırsaklarda kanama-ishal-karın ağrısı gibi başka organlara ait yakınmalarda olabildiğini ifade eden Karakoç, "Hastalıkta genetik geçiş söz konusudur, yani hastalanmış kişilerin çocuklarında da maalesef aynı hastalık gözükebilir. HLA-B 27 denen doku grubu antijenini taşıyan kişilerde bu hastalık, taşımayanlara göre daha sık gözükmektedir. Bu HLA-B 27 doku grubu antijenini kan grubu gibi veya daha açık bir örnek vermek gerekirse arabanın plakası gibi düşünebilirsiniz. Mesela plakaları 16 ile başlayan otomobiller Bursalıdır gibi. Gerçekten 16 plakalı araçlar Bursa'dan plakalarını almışlardır. Ancak HLA-27 pozitifliği mutlaka hastalık olacak anlamına gelmemektedir. Bu tıpkı 16 plakalı her araç sahibinin Bursalı olması gerekmediği gibi. Halk arasında ağrı kesici ilaç olarak bilinen çoğu ilaçlar aslında romatizma ve iltihap giderici ilaçlardır ve bu hastalığa bağlı bel, sırt ağrılarının giderilmesinde çok etkilidirler" dedi. İlaçlar alındıktan sonraki birkaç saat içinde etkilerinin görülmeye başladığını, bir iki gün içinde ağrının azalmakta veya kaybolduğunu belirten Karakoç, "Ancak ilaç kesildikten sonra ağrı tekrar geri gelmektedir. Bugünlerde tıp insanları olarak en büyük sorunlarımızdan birisidir bu. Yani ilaçlar alındığı sürece etkilidirler, ilaç kesilince hastalık belirtileri tekrar gelmektedir. Bazen ağrının kesilmesinde bu grup ilaçlar etkili olmamaktadır. Bu hastalarımıza müjdeli haber, eskiden olmayan ama son 10 yıldır kullana geldiğimiz ağrı kesici ve iltihap giderici özelliği çok daha fazla olan yeni ilaçların geliştirilip üretilmesi başarılmıştır. Bu hastalığın tedavisinde ilaç kullanılmasına ilaveten fizik tedavi araç ve tekniklerinden yararlanılması, yürüyüş yapılması, sağlık kulüplerinde hafif ağırlık ve yoğunlukta fitness yapılması, yüzmek ve ev egzersizleri yapılması gibi aktiviteler de ağrının azalmasına ve iskelet yapısının bozulmamasına yardımcı olabilmektedir. Özetlemek gerekirse ankilozan spondilit insanı belinden vuran bir hastalıktır. Hastalık yavaş seyirli olduğu ve ilk yıllarında hafif seyrettiği için teşhisi gecikmekte ve bazen bu yıllar sonra teşhisin konmasına sebep olmaktadır. Fakat her hastalıkta olduğu gibi Ankilozan spondilitte de erken teşhis büyük önem taşır. Kalp, böbrek gibi iç organları nadiren etkilemektedir. Kesin tedavisi olmamakla birlikte ağrının kontrolü ve hastanın topluma kazandırılması eskiye göre daha kolaylaşmıştır" şeklinde konuştu. bel ağrısı ilthaplı romatizma sağlık Çağımızın hastalığı olan ve hemen herkeste görülmeye başlayan bel fıtığı yaşam kalitesini düşürürken günlük hayatta da bu sorunu yaşayanlara oldukça sorun çıkartmaktadır. Bu yazımızda sizlere bel fıtığı hakkında bilgiler verirken aynı zamanda farkındalık yaratıp ve erken teşhise de dikkat çekeceğiz. Bel Fıtığı Nedir?Bel Fıtığı İçin Risk Oluşturan Faktörler Nedir?Bel Fıtığı BelirtileriBel Fıtığı TedavisiBel Fıtığı Tedavisi AnkaraBel Fıtığı AmeliyatıBel Fıtığı Ameliyatı Sonrası Dikkat Edilmesi GerekenlerBel Fıtığı Ameliyatı RiskleriAnkara Bel Fıtığı AmeliyatıBel Fıtığı Ameliyatı Sonrası Yapılabilecek Egzersizler Bel Fıtığı Nedir? Omurgamızın bel kısmı vücudumuzun bütün ağırlığı taşımaktadır. Omurların içinde vücudumuzun hareket etmesini sağlayan esnek diskler bulunur. Bu diskler omur için hava yastığı görevi görür ve jöleye benzer bir yapıya sahip, güçlü bağ dokusudur. İnsanlar yaşlandıkça bu diskler, omurlar arasındaki yastık görevini yerine tam olarak getirememeye başlar. Diskler bulunduğu yerden taşabilir, yırtılabilir ya da yıpranabilir. Bel fıtığı büyük oranda son iki bel omurunda ortaya çıkmaktadır. Bel Fıtığı İçin Risk Oluşturan Faktörler Nedir? Hastalık sadece yaş ilerledikçe ortaya çıkmaz, bunun için pek çok başka etkenlerde bulunmaktadır. Bel fıtığı için risk oluşturan etkenler şunlardır Hareketsizlik Her ne kadar vücudumuzun bütün ağırlığını bel omuru taşıyor demiş olsak da bu durum aslında öyle değildir. Arka planda bu omuru destekleyen görünmez kahramanlar bulunur. Bu kahramanlar ise omurga boyunca uzanan kaslarımızdır. Kaslarımız hareketsiz kaldığı zaman bu kaslar zamanla işlevini yitirir ve zayıflamaya başlar. Bu da omurgaya fazladan yük binmesine sebep olur. Böylece omurda bulunan diskler üst üste biner ve fıtıklaşma olur. Aşırı kilo Vücudunuzun belli bir kapasitesi vardır. Bu kapasitenin üstüne çıktığınız zaman vücut hem ağırlaşır hem de kendini taşıyamaz hale gelir. Bu durum sonucunda da aşırı baskıya uğrayan diskler deforme olur. Genetik Genetik yolla taşınan bir hastalık değildir. Fakat genlerden gelen hasarlı bir bağ dokusu hastalığı, vücutta fıtık için bir yatkınlık meydana getirebilir. Meslek Ağır fiziksel güç kaynaklı meslekler, uzun süre ayakta duran ya da aynı şekilde uzun süre oturan kişilerde bel fıtığı görülme riski daha fazladır. Bu sadece meslek için değil günlük hayatımız içinde geçerlidir. Ağır eşya taşıma, uzun süre ev işi yapma gibi durumlar fıtığı tetikleyecek etkenlerdir. Skolyoz ile ilgili yazımı okumayı unutmayın!Bel Fıtığı Belirtileri Rahatsızlık her insanda farklı şekilde ortaya çıkabilir. Genel olarak kalçalara, ayaklarınıza ya da bacaklara yayılarak ilerleyen bir ağrı şeklinde ortaya çıkar. Sanki birisi bu organlarınıza iğne batırıyormuş gibi hissedersiniz. Bizde bel fıtığı belirtileri hakkında genel bir bilgilendirme hazırladık. Bacaklarınızda veya ayaklarınızda devamlı olarak bir uyuşma ya da karıncalanma varsa Kaslarınızda bir güçsüzlük hissediyorsanız Hareket ederken batma veya zorlanma yaşıyorsanız Beliniz devamlı olarak ağrıyorsa Bacaklarınıza yayılan ağrı varsa Çabuk yorulmaya başladıysanız İdrarınızı tutamıyor ve ufakta olsa altınıza kaçırıyorsanız Dengenizi kaybediyor ya da ayağınız bir anda boşa çıkıyorsa Otururken ya da yürürken zorlanıyorsanız Bütün bu maddeler bel fıtığınız olabileceği anlamı taşımaktadır. Bu yüzden kendinize dikkat etmelisiniz. Bu belirtilerden bir ya da birkaçını yaşamaya başladıysanız mutlaka bir doktora danışın. Bel Fıtığı Tedavisi Her hastalıkta olduğu gibi bel fıtığında erken tanı her zaman önemlidir. Erken tanı koyulduğu takdirde ameliyata gerek kalmadan fıtık düzelebilir. Fıtığın şiddeti ve durumuna göre tedavi yöntemi de değişiklik göstermektedir. Bel fıtığınız düzelebilecek bir halde ise doktorunuz tarafından size ilaç ya da istirahat önerilir. Bunlara ek olarak fizik tedavi ile var olan ağrılarınızın da azalması sağlanır. İlaç tedavisi işe yaramazsa bunun yerine enjeksiyon tedavisine başlanır. Bütün bunlarda işe yaramazsa son çare olarak cerrahi müdahaleye başvurulur. Bel Fıtığı Tedavisi Ankara Cerrahi tedavi öncesinde beyin cerrahisi ya da ortopedi uzmanı tarafından hastaya MR ya da tomografi çektirilir. Gerekli tetkikler yapıldıktan sonra doktor, hasta için uygun olan ameliyat planını paylaşır. Hastanın yaşı, fıtığın bulunduğu omur aralığı ve hastada bir hastalık olup olmadığı hakkında detaylı bilgi edinilir. Sonraki aşama ise ameliyattır. Bel Fıtığı Ameliyatı Bel fıtığı ameliyatı, fıtığın bölgesine, ilerlemesine bağlı olarak lokal, genel ya da spinal anestezi ile yapılır. Hasta ameliyat boyunca yüzüstü yatar pozisyondadır. Fıtığın olduğu bölgedeki diske ufak bir müdahale ile zarar verilmeden kesi atılır. Ameliyatların büyük bir çoğunluğu kısmı diskektomi ile yapılmaktadır. Dışarı taşmış olan disklerde ise daha farklı müdahale gerekebilir. Ameliyattan sonra bir süre anestezinin etkisinin geçmesi gerekir. Belli aralıklarla hastaya pansuman yapılır. Hasta kendisini iyi hissetmeye başladığında ayağa kaldırılır ve destekle birlikte birkaç adım yürümesi sağlanır. Hastanın yürümesinde bir sorun yoksa genel olarak 24 saatin sonunda hasta, hastaneden taburcu edilebilmektedir. Omurga kanal daralması ile ilgili yazımı okumayı unutmayın!Bel Fıtığı Ameliyatı Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler Bir sorun çıkmadan ameliyatı atlattığınızı varsayarak sonrası için nelere dikkat etmeniz gerektiğini anlatalım. Ameliyat sonrasında istirahat önemlidir fakat hareket etmek ve sağlıklı beslenmeye dikkat etmek gerekir. Ameliyattan sonra hasta zayıf olan bel kaslarını güçlendirmelidir. Bunun için isterse fizik tedaviye gidebilir isterse de doktorunun önerdiği egzersizleri kendi imkanıyla yapabilir. Aktif olarak spor yapan ve sürekli hareket halinde olan kişiler ameliyattan sonra daha çabuk iyileşme göstermektedir. Bunlar dışında ameliyattan sonra; 4 hafta boyunca araç kullanılmamalı Uzun süre boyunca oturmak Ağırlık kaldırmak ya da kaldırmaya çalışmak Bele zarar verecek şekilde eğilmek ya da sarkmaktan kaçınılmalıdır. Youtube Kanalımdan Güncel Videolarımı Takip EdebilirsinizBel Fıtığı Ameliyatı Riskleri Tüm ameliyatlar kendi içinde belli riskleri barındırır. Bu yüzden hiçbir ameliyat için risksizdir demek doğru olmaz. Enfeksiyon kapma, ameliyat sırasında aşırı kanama ve sinir hasarı gibi durumlar ameliyat sırasında karşılaşılabilecek problemlerdendir. Teknoloji geliştikçe sağlık alanında oluşabilecek risklerde en aza inmeye başlamıştır. Ankara Bel Fıtığı Ameliyatı Fıtık ameliyatları artık mikroskop ve endoskop aracılığı ile yapılabiliyor. Böylece ameliyat sırasında hiçbir kas ya da sinir zarar görmemiş oluyor. İyi cerrahi müdahale ile bel fıtığı ameliyatında kalıcı sorunlar ortaya çıkmamaktadır. Ameliyat sonrası hastaları en mutlu eden durum ağrıların azalmasıdır. Ağrılar, hasta iyileştikçe zamanla azalarak ortadan kalkar. Bacakta oluşan uyuşma ise zamanla geçer ve hasta eski yaşam kalitesine yavaş yavaş geri dönmeye başlar. İnstagram Hesabımdan Bel Fıtığı ile İlgili Güncel Bilgiler Paylaşıyorum Takip Etmeyi Unutmayın!Bel Fıtığı Ameliyatı Sonrası Yapılabilecek Egzersizler Ameliyat sonrası kendinizi yormadan yattığınız yerden yapabileceğiniz mini egzersizler vardır. Fıtık ameliyatı sonrası yapılacak egzersizler şu şekildedir Ayak bileğiniz için Sırtüstü uzandıktan sonra ayağınızı pedala basıyormuş gibi bir öne doğru bir de arkaya doğru hareket ettirin. Düz bacak kaldırma Sırtüstü yattıktan sonra bir dizinizi kendinize doğru bükün. Karnınızı sıkın ve düz duran bacağınızı havaya kaldırın. 2-3 saniye tuttuktan sonra bacağınızı indirin ve aynı işlemi öbür bacağınız içinde yapın. Orta dönemde yapılabilecek egzersizler Kalça arkası germe Sırtüstü uzanın. Dizlerinizden birini kaldırıp bükün ve göğsünüze doğru çekin. Bu işlemi diğer bacak içinde uygulayın. Hamstring germe Sırtüstü yatın. Her iki dizinizi de bükün. Ondan sonra elinizle bir bacağınızı havaya kaldırın ve bacağınızın uyluk kısmından tutun. Bacağınızda oluşan gerginliği hissedene kadar bu işlemi yapmaya devam edin. Sizlerde bu noktalara dikkat edip egzersizlerinizi yaparsanız hem hastalığın tekrarlanmasının önüne geçebilir hem de ileri ki dönemlerde yaşanacak sorunların önüne geçmiş olursunuz. Bel ağrısı herkesin hayatı boyunca en az 1 defa başına gelebilecek olan oldukça yaygın bir sağlık sorunudur. Hemen her yaşta görülen bel ağrısının en sık sebebi her zaman kas problemleridir. Düşünülenin aksine bel fıtığı, akut ya da kronik bel ağrısının nadir bir sebebidir. Yine bilinenin aksine beldeki herhangi bir problem, doğrudan belde bir ağrıya sebep olmadan kalçalarda, kasıklarda, uyluklarda, diz çevresinde ve bacaklarda ağrıya sebep olabilir. Siyatik’ olarak da tabir edilen bel fıtığı, belden ya da kalçadan başlayıp topuğa ya da ayak parmaklarına yayılan uyuşma, karıncalanma, yanma ya da ağrı ile ortaya çıkabilir. Daha nadir olarak da etkilenen sinirin yerine bağlı olarak sadece kalçada, sadece bacakta ya da sadece ayakta şikayetler ortaya çıkar. Özellikle orta yaşlı kişilerde akut ya da kronik bel ağrılarının en önemli nedenlerinin başında omurganın taşıyıcı eklemleri olan, tıpta “faset eklemler” olarak bilinen eklemler yer alır. Faset eklemler boyundan başlayarak kuyruk sokumuna kadar her seviyede sağda ve solda 2 tane olmak üzere yer alırlar ve omurganın ve dolayısıyla vücudun bütün yükünü taşırlar. Aynen diz eklemlerinde olduğu gibi faset eklemlerde de zamanla yıpranma, kireçlenme ve hasar meydana gelir. Bu durumda hasta sabah olan bel ağrısı, yataktan çıkmakta zorluk, kalçada ve belde tutukluk yaşar. Bazen birkaç adım atmakla ağrılar rahatlarken hasarın şiddetine bağlı olarak ağrı hiç geçmeyebilir. Akşam saatlerine doğru yorgunluğun artması ile ağrılarda şiddetlenme olabilir. Dinlenmek için yatağına giden hasta sırt üstü yatmakta zorlanır. Yatakta sağa sola dönmeye çalışırken genellikle bel ve kalça ağrısında şiddetlenme olur; hasta dönebilmek için bir yere tutunma ihtiyacı duyabilir. Tanının konması için şikayetlerin dinlenmesi ve detaylı bir fizik muayene yeterlidir ancak genellikle MR görüntülemesi de yapılır ve bel kireçlenmesine eşlik eden fıtık, bel kayması vs gibi diğer problemler de tespit edilir. Tedavide ilk seçenekler fizyoterapi, spor ve egzersiz olarak sıralanabilir. Hastaların bir kısmı bu tür tedavilerle rahatlama sağlarken önemli bir kısım hastada kalıcı rahatlama olmayabilir. Bu hastalarda girişimsel tedaviler dediğimiz tedavi yöntemleri planlanabilir. Bel kireçlenmesinde “altın standart” tedavi radyofrekans tedavisidir. Radyofrekans RF tedavisinde amaç; hasarlanan omurga faset eklemlerinin iyileştirilmesinin sağlanması, eklemlerin çevresindeki hasarlı dokuların da iyileşmesidir. Eklemlerde ve dokularda iyileşme sağlanamazsa ağrılarda kalıcı iyileşme sağlanması mümkün değildir. RF tedavisi hastanede, ameliyathane şartlarında uygulanır. Günübirlik bir tedavidir; yani hasta sadece birkaç saat hastanede kaldıktan sonra taburcu edilir, hastanede kalmaz. İşlem yaklaşık 1 saat kadar sürer; MR ile tespit edilmiş hasarlı eklemlere röntgen cihazı ile görülerek özel üretilmiş iğneler ile girilir. RF jeneratörü denen özel bir cihaz ile özel iğnelerin bağlantısı yapılır, hasarın yeri tam olarak belirlenir ve o bölgeye işlem uygulanır. İşlemde düşük frekanslı radyo dalgaları kullanılır, bu nedenle radyofrekans olarak adlandırılır. Tıpta bir çok alanda başarıyla ve güvenle kullanılan radyofrekans, burada da başarıyla ve güvenle uygulanır. Hasarlı her ekleme tek tek müdahale edilir, gerekli durumlarda sinir kökü enjeksiyonu gibi ek işlemler de rahatlıkla uygulanır. Bu işlemler lokal anestezi altında uygulanabilirken “sedasyon” olarak adlandırılan ve gece uykusuna benzeyen bir uyku hali de sağlanabilir. Bu sayede hasta hem hiçbir ağrı duymaz hem de ameliyathaneye girme korkusu yaşamaz. Yetenekli ve deneyimli ellerde uygulanan bu işlemde herhangi bir ciddi komplikasyon görülme riski çok düşüktür. İşlemde anlık görüntüleme yapıldığı için kalıcı bir sinir hasarı gibi risk yok denecek kadar düşüktür. İşlem uygulamasından sonra genellikle 1 gün ev istirahati yapılması yeterli olur, ertesi gün rahatlıkla ayağa kalkılıp günlük hayata dönülebilir. İyileşme yaklaşık 3. günde ortaya çıkar ve 15 günde maksimum seviyeye gelir. İşlemden yaklaşık 20 gün sonra kalıcı rahatlama, ağrılarda iyileşme ortaya çıkar. Bu tür işlemlerden sonra her zaman bel ağrısının tekrarlama riski vardır; öyle ki hiçbir bel problemi olmayan birisi bile belinden ciddi sakatlıklar yaşayabilirken tam olarak iyileşme olduktan sonra da eğer dikkatli olunmazsa herkeste olduğu kadar ağrılarda tekrarlama riski olacaktır. Düzenli egzersiz, kilo verme, fizyoterapi uygulamaları da bel sağlığını korumada yardımcı olacaktır. Ancak bu tür işlemlerde işlemin bir süresi yoktur; yani yapılan işlem belli bir süre sonra etkisini yitirmez ve ağrılar tekrar ortaya çıkmaz. Eğer işlemden sonraki süreçte ağrılarda tekrarlama olursa farklı dokulardan kaynaklanan farklı hasarlanmalar söz konusu olabilir. Dr. Taylan Temel

bel fıtığı ameliyatı sonrası kalçada ağrı