🎑 Dar Kanal Hastalığı Ihmale Gelmez
Darkanal hastalığı omurgada yer alan, içerisinden sinirlerin geçtiği omurilik kanalının çeşitli sebeplere bağlı olarak daralması ve sinirlere baskı yapması sonucunda ortaya çıkar. Bu rahatsızlık genellikle L2 – L3, L3 – L4 ve L4 – L5 seviyelerinde gözlemlenir. Erken teşhis ve tedavi daralmanın ilerlemesine engel olur.
Özellikle kalp damar hastalığı olanların sonbahar-kış mevsiminde dikkatli olmaları gerekir” diyor. Prof. Dr. Sinan Dağdelen 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında yaptığı açıklamada, sonbaharda kalbi korumanın ihmale gelmez kurallarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Pandemide kalp hastalıkları arttı!
2days agoGaziantep Özel ANKA Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Yeliz Karakan, son dönemde korona virüs vaka sayılarında yaşanan artışa dikkat çekerek, virüsün artık daha hızlı bulaştığına dikkat çekerek, tedbiri elden bırakmamak gerektiği konusunda uyardı. Dr. Karakan, "Covid-19 solunum yollarında enfeksiyon yapan bir
Darkanal teşhis edilmesi zor bir hastalık. Boyunda omurilik kanal darlığı diye tabir edilen servikal spinal stenoz rahatsızlığının veya sırtta dar kanal ameliyatlarının, halk tarafından yeteri kadar bilinmediğini dile getiren Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahı Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan, bu durumun adeta bir kâbus olarak görüldüğünü vurguladı.
Şoklar 1)Travma veya sıvı kaybı sebebiyle ani olarak ortaya çıkan periferik dolaşım yetmezliği; Alçak kan basıncı, soğuk, nemli, soluk bir deri ve bitkinlik ile huzursuzluk hali, bazen de bilinç kaybı görülür. 2)Ani müdahale sonucu görülen şiddetli sarsıntı, darbe, elektrik çarpması vb. Çeşitli şok durumları vardır.
Kasık Fıtığı Problemi İhmale Gelmez (Özel Haber) 50 Yaş Üzeri İki Kişiden Biri Hemoroid Tehlikesi Altında Hemoroidal Hastalığı Belirtilerine Dikkat
OmurgaKanalında Daralma (DAR KANAL) Omurilik ve omurilikten çıkan sinirlerin omur kemikleri içinde seyrettiği kanala spinal kanal denir. Travma, vücudu kötü kullanma, genetik faktörler gibi birçok etken sonucunda spinal kanalı oluşturan yumuşak doku ve kemik yapıların kalınlaşması ve kabalaşması ile bu kanalda daralma
upueA. Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Naki Keleş, sıklıkla kolda ağrı, uyuşma, güçsüzlük gibi belirtilerle ortaya çıkan boyun fıtığının servikal disk tedavisinin ihmale gelmeyeceğini Anadolu Hastaneleri Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Naki Keleş, geçirilmiş travma, masa başında ya da bilgisayar karşısında uzun süreli boyunun kötü pozisyonda tutulmasıyla oluşan boyun fıtığında tedavi süreci hakkında önemli bilgiler fıtığı nedir, nasıl oluşur?Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Naki Keleş, “Servikal disk dediğimiz boyun fıtığı hastaları bize boyun ve kol ağrısı kolda uyuşukluk güçsüzlük şikayetleri ile başvurmaktadır. Özellikle ağrı kesici adale gevşeticilerle geçmeyen çok şiddetli ağrılar ile bize başvurmaktadır. Biz hastamızın muayenesini yaptıktan sonra boyun imarı ve boyun grafiklerine göre tanı koymaktayız. Hastaların tedavisinde öncelikli eğer nörolojik defizit yoksa yani kolunda hastanın güçsüzlüğü yoksa medikal tedavi önermekteyiz. Medikal tedavide adale gevşeticiler ağrı kesiciler ve antiinflamatuar ilaçlar, eğer omur ilikte bir ödem düşündüğümüzde kortikosteroidler medikal tedavi olarak önermekteyiz. Yine hastada nörolojik defisit dediğimiz kolda güçsüzlük yoksa bu hastalara fizik tedaviye de yönlendirmekteyiz” fıtığında cerrahi yöntemden bahseden Opr. Dr. Naki Keleş, “4-6 hafta medikal tedaviye ve fizik tedaviye rağmen geçmeyen boyun ve kol ağrıları kolda uyuşukluğu olan güçsüzlüğü olan hastalara eyer bu şikayetini açıklayacak emarMR sonucunda fıtığa rastlanırsa biz bu hastalara cerrahi önermekteyiz. Cerrahide mikrodiskektomi yöntemi uygulamaktayız. Fıtık olan bölgeye boynun ön tarafından girilerek temizlenmektedir. Ve o bölgeye omurların çökmemesi için protez dediğimiz materyal yerleştirilmektedir” diye gücü kaybını minimuma indirmekOpr. Dr. Naki Keleş şu bilgileri verdi“Yapılan bu cerrahide hastalarımızı 1 gün yatırmaktayız. Hastaların şikayetleri dramatik olarak fıtıklarını aldığımızda kola giden sinirleri rahatlattığımız için ağrıları ve güçsüzlükleri kalitesini oldukça arttıran bir ameliyat olup iş gücü kaybını minimuma indirmektedir. Biz boyun fıtığında 2-3 hafta bir boyunluk kullanmasını önermektedir. İşe dönüşleri de 4-6 hafta içinde de işe dönüşlerini sağlamaktayız.” Sonraki Haber8 Temmuz 2022Uğur Metal – Uğur Urhan Kurban Bayramı Kutlama Mesajı8 Temmuz 2022Sorun Çözelim Programı Yapımcısı Av. Mustafa Güral Koldaş’ın Kurban Bayramı Kutlama Mesajı19 Haziran 2022TGF Düzce’den birlik çağrısı yaptı29 Mayıs 2022Kanal 101’den Külcü’ye ziyaret24 Nisan 2022Kuş Cenneti̇nde Su Papatyası Güzelli̇ği̇
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. İbrahim Akkurt, skolyozun, çocuklarda görülmesi halinde ihmal etmeden en kısa zamanda muayene edilip skolyoz grafisi ile takibe alınması gerektiğini yaygın olarak görülen bir problem olan, omurganın sağ ya da sol tarafa doğru eğrilmesi ile karakterize olarak vücutta farklı sağlık sorunlarını da ortaya çıkarabilen skolyoz hakkında bilgi veren Büyük Anadolu Meydan Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. İbrahim Akkurt, “Skolyoz, halk arasında kamburluk ameliyatlarının özelliği genç yaşlarda hastanın omurgasındaki açılanma artmaya başlar. Hasta ilerleyen yaşlarda eğer fizik tedavi, spor, egzersizler ile düzelemezse kalp, akciğer, böbrek gibi diğer organlara bası yapmaya başlamadan önce cerrahi işlemin yapılması gerekmektedir. Her hasta için hemen ameliyat olması gerekli diyemeyiz” sürecinden bahseden Opr. Dr. İbrahim Akkurt, “Öncelikle hastanın genel durumuna bakılarak, açısı az olup, organa baskısı fazla ise ameliyat edilmesi gerekir. Ama açısı fazla, organa basısı yok ise ameliyat edilmemektedir. Ameliyat kararının alınabilmesi için hastanın durumuna bakılarak skolyoz grafileri ile takip edilmesi açılanma arttığı zaman en kısa zamanda durum değerlendirilerek cerrahi işlemin yapılması gerekmektedir. Skolyoz ameliyatları, riskli ameliyatlardır. Bu riskleri biraz azaltabilmek için ameliyatlarda nöromonitör cihazı kullanılır. Nöromonitör cihazı hastanın omurgasından bel, bacaklara ve kola giden bütün sinirleri ameliyat esnasında görüntüleyebilir. Aksi bir durum olduğunda cihaz uyarı vererek ameliyatın yönünü ve yöntemini değiştirilmesi sağlanır. Skolyoz ameliyatları yüz güldürücü ameliyatlardır. Genç hastaya da erişkin yaştaki bütün hastalara da yardımcı olunabilmektedir” diye konuştu.“Skolyoz çocuklarda ihmale gelmez”Hastalığın özellikle çocuklarda ihmal edilmeyecek bir sağlık sorunu olduğunun altını çizen Akkurt, “Skolyoz konusunda eğer çocuklarda görüldüyse ihmal etmeden en kısa zamanda muayene edilip skolyoz grafisi ile takibe alınması önerilmektedir. Skolyoz ameliyatı yapıldıktan sonra aynı gün hasta yürütülmektedir. Hastalar ameliyat sonrası hastanede 3 ile 4 gün tedavi altında takip edilmektedir. Hasta ameliyattan 1 gün sonrasında kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. 3-4 gün sonrada yapılan bilgilendirmeler ve ilaçları ile evine taburcu edilmektedir. Hasta 15 gün sonra kontrol için hastaneye gelmektedir. 1 ay sonrasında ise hasta genel yaşamına dönmektedir.” Sonraki Haber8 Temmuz 2022Uğur Metal – Uğur Urhan Kurban Bayramı Kutlama Mesajı8 Temmuz 2022Sorun Çözelim Programı Yapımcısı Av. Mustafa Güral Koldaş’ın Kurban Bayramı Kutlama Mesajı19 Haziran 2022TGF Düzce’den birlik çağrısı yaptı29 Mayıs 2022Kanal 101’den Külcü’ye ziyaret24 Nisan 2022Kuş Cenneti̇nde Su Papatyası Güzelli̇ği̇
Dar kanal ya da spinal stenoz olarak da bilinen rahatsızlık uzun vadede kişinin yaşam kalitesini bozan, bozmakla da kalmayıp yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirmesine engel olan bir rahatsızlıktır. Çoğu zaman bel fıtığı ile karıştırılan ve teşhisi geç kalan dar kanal hastalığının erken teşhisi kadar erken tedavisi de Seviye Dar Kanal Hastalığı Nelere Sebep Olur?Dar kanal hastalığı omurgada yer alan, içerisinden sinirlerin geçtiği omurilik kanalının çeşitli sebeplere bağlı olarak daralması ve sinirlere baskı yapması sonucunda ortaya çıkar. Bu rahatsızlık genellikle L2 - L3, L3 - L4 ve L4 - L5 seviyelerinde gözlemlenir. Erken teşhis ve tedavi daralmanın ilerlemesine engel olur. Teşhis edilmeyen ya da yanlış teşhis edilen dar kanal hastalığı bulunduğu seviye haricinde farklı seviyeleri de kanal hastalığının ilerlemesi ile birlikte kişide yarattığı etkiler de ciddi boyutlara ulaşır. Belirtileri sıkça bel fıtığı ile karıştırılan dar kanal hastalığı kendisini ilk olarak bacak ve ayaklarda uyuşma hissi ile gösterir. Uyuşma hissinin yanı sıra karıncalanma, ağrı, güçsüzlük veya yanma gibi belirtiler ile kişinin yaşam konforu düşmeye başlar. Bu tür belirtileri olan kişilerin mutlaka bir uzman doktor kontrolüne girmesi fıtığı benzeri belirtilerle başlayan dar kanal hastalığı bacaklarda güç kaybı ve nihayetinde de yatalak olmaya kadar ilerleyen sorunlar ortaya çıkarabilmektedir. Ayrıca ilerleyen ve müdahale edilmeyen ya da teşhis edilmeyen dar kanal hastalığı idrar ve dışkı tutamama gibi kişinin sosyal hayatını etkileyecek sorunları da beraberinde getirir. Tedavi edilmediği zaman felç gibi geri dönüşü olmayan sonuçları görülen dar kanal hastalığı özellikle risk grubunda olan bireyler söz konusu olduğu zaman özenle Kanal Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?Dar kanal hastalığının teşhisinde muayene sonuçları öncelikli olarak bel fıtığına işaret edebilir. Kesin tanının koyulabilmesi için MR, bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemleri ile söz konusu bölgenin incelenmesi gerekir. MR yöntemine öncelik tanınmalıdır. Gerekli incelemelerin sonucu ve muayene ile elde edilen bulgular birbirini desteklediği zaman dar kanal hastalığı teşhis edilir. Sondasında hangi seviyeye kadar ilerlediği incelenir. Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan Nöroşirürji Uzmanı
1114 Son Güncelleme 1116 Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, diyabet hastalığında ihmal edilen en ufak bir yaranın bile çok büyük ve problemli bir hale dönüşebileceğine dikkat çekerek, “Öyle ki kontrol altında olmayan diyabetik ayak, hastaların istirahat halindeyken ağrı kesici ilaçlarla geçmeyen ciddi iskemik ağrılarla baş etmek zorunda kalmalarına, kısa mesafede bile yürümekte güçlük çekmelerine, çok daha önemlisi ayak veya bacaklarını kaybetmelerine yol açabiliyor. Bu nedenle diyabet hastaları ayak bakımlarına çok özen göstermeli, çatlak veya yara oluştuğunu fark ettiklerinde zaman kaybetmeden hekime başvurmalılar.” diyor. Ülkemizde milyon kişinin sorunu Yapılan çalışmalara göre, diyabet hastalarının yaklaşık yüzde 10-15’i, yaşamlarının bir döneminde diyabetik ayak yarasıyla karşı karşıya kalıyor. Yaklaşık 10 milyon diyabet hastasının olduğu tahmin edilen ülkemizde, 1-1,5 milyon hastanın diyabetik ayak yarasıyla mücadele ettiği düşünülüyor. Yapılan çalışmalar; tüm dünyada diyabetin oluşturduğu komplikasyon nedeniyle her 20 saniyede bir ayak kaybı yaşandığını gösteriyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, diyabetik ayağa erken müdahale edilmesinin uzuv kaybına kadar gidecek olan süreci önleyebildiğine işaret ederek, “Diyabetik ayaklarda, bacak damarlarındaki tıkanıklıkların tedavi edilmesi ve beraberinde yapılacak olan yara bakım tedavisi sayesinde günümüzde ayak ve bacakların birçoğunun kesilmesi önlenebiliyor. Üstelik bacak damarlarında oluşan darlık veya tıkanıklıkların çoğu endovasküler olarak damar içerisinden uygulanan kapalı yöntemlerle herhangi bir kesi olmadan tedavi edilebiliyor, bu sayede hastalar kısa sürede hastaneden taburcu olabiliyor.” bilgisini veriyor. Hastalar ayaklarındaki yaraları fark etmiyor Diyabet hastalarında terleme mekanizmasının bozulması nedeniyle ayakta kuruluk, ciltte çatlak ve yarıklar gelişebiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, bu çatlak ve yarıkların mantar ile diğer enfeksiyon ajanları için giriş noktasını oluşturduğunu belirterek, “Çatlaklardan içeri giren mikroplar kan akımında sorun yaşanan ayaklarda ciddi enfeksiyonlara neden olabiliyor. Enfeksiyon da bu çatlakların büyümesine ve derinleşmesine yol açıyor. Diyabete bağlı gelişen damar harabiyeti sonucunda ayağın yeteri kadar kanlanmaması nedeniyle yaranın iyileşmesi gecikiyor. Duyusal sinirlerde yine diyabete bağlı gelişen harabiyet sonucunda hasta ayağındaki enfeksiyon kapmış olan yara ve ağrıyı hissetmiyor. Hasta yaranın farkına vardığında ise yara çoktan ayağı ve bacağı tehdit eder hale gelmiş oluyor. Dolayısıyla hastaların ayaklarını düzenli olarak kontrol etmeleri diyabetik ayakta büyük önem taşıyor” diyor. KAPALI YÖNTEMLER YÜKSEK BAŞARI SAĞLANABİLİYOR Diyabete bağlı oluşan bacak damarlarındaki darlık ile tıkanıklıkların tedavisi, kapalı endovasküler ve açık cerrahi olarak yapılabiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, diyabet nedeniyle gelişen yaranın iyileşmesi için tedavilerle ayağın ve parmakları besleyen en az bir damarın kanlanmasının sağlanması gerektiğini belirterek, “Günümüzde endovasküler denilen kapalı yöntemlerle kasık ve/veya ayak damarlarına iğne deliklerinden yapılan girişimlerle, herhangi bir kesi olmadan, ayakların kanlanmasında oldukça başarılı sonuçlar alınabiliyor.” diyor. Balon anjiyoplasti Balon anjiyoplasti, tıkalı damarlara kapalı şekilde yapılan en yaygın tedavi yöntemi olarak yerini koruyor. Bu yöntemle damar içerisinden gönderilen bir balon kateteri, darlık ve tıkanıklık gelişmiş bölgede şişirilerek, darlığı giderebiliyor. Ardından balon indirilerek geri alınıyor. Ancak özellikle diyabet hastalarında damar duvarlarının sert ve taşlaşmış plaklarla tıkalı olması nedeniyle balon uygulanan hastaların yaklaşık yarısında bu plaklar yırtılabiliyor. Bu nedenle tekrar tıkanmayı önlemek amacıyla balon işlemi sonrasında damar içerisine çeşitli boyut ve uzunluklarda stentler konuluyor. Damar tıraşlama yöntemi Çok küçük ve ince olan diz altı damarlarına stent yerleştirildiğinde, bu stentler kısa sürede daralıp tıkanabiliyor, bunun sonucunda damarların yeniden açılması güçleşebiliyor. Doç. Dr. Selim Aydın, aterektomi’ denilen damar tıraşlama’ yöntemiyle bu sorunun ortadan kaldırıldığını belirterek, şöyle devam ediyor “Özellikle kasığın alt tarafında ve diz altında olan damar tıkanıklıkların tedavisinde stent kullanımını azaltarak sonuçların daha iyi olmasını sağlamak amacıyla başvurulan damar tıraşlama – aterektomi yöntemi ciddi faydalar sağlıyor. Balon anjiyoplasti işlemi öncesinde, damar tıraşlama yöntemiyle damarın içerisinde yer alan sert ve taşlaşmış plaklar kesilip dışarı çıkartıldığında damar duvarı yumuşuyor, dolayısıyla balon işlemi sonrasında damar duvarında yırtıklar oluşmuyor. Ayrıca üzerinde damarın açık kalma süresini uzatan ilaçlı balonlar kullanıldığında ilaç damar duvarına daha iyi nüfuz edebiliyor. Bu etkileri sayesinde çoğu hastada stentlere ihtiyaç duyulmuyor.” Bypass yöntemi Diyabetik ayakta başvurulan bir başka yöntem ise bypass köprüleme ameliyatı. Hastanın kendi bacağından açık veya kapalı endoskopik olarak çıkartılan toplardamarlar kullanılarak yapılan bypass ameliyatı gibi açık cerrahi işlemlerle de ayak ve bacak beslenmesi sağlanabiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Selim Aydın, “Kapalı yöntemle damarları açılamayan hastalarda uygulanan bypass ameliyatı da ayağın kurtarılması için hayati bir öneme sahiptir.” diyor. Diyabet diyabetik ayak sağlık
Adana Şehir Eğitim Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Timuçin Çil, kanserin sinsi bir hastalık olduğunu ve ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. İLKGÜN HABER - Adana Şehir Eğitim Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Timuçin Çil, kanserin sinsi bir hastalık olduğunu ve ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Pandemi döneminde tüm dünyada kanser tanısının azaldığına dikkati çeken Prof. Dr. Çil, bunun da Covid-19 endişesiyle hastaneye başvuru oranındaki düşüşten kaynaklandığını dile getirdi. Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve küresel yayılım gösteren Covid-19 dünya düzeninde köklü bir değişime neden olurken alışkanlıklarımızı da yeniden şekillendirdi. Pandemi öncesi en küçük rahatsızlığımızda hekime müracaat ederken, salgın sonrası Covid-19 bulaşma endişesi insanları hastanelerden uzaklaştırdı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Şehir Eğitim Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi ve Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Adana Şube Başkanı Prof. Dr. Timuçin Çil, hekime başvuru oranlarındaki azalmanın yakın gelecekte karşı karşıya kalacağımız ciddi sağlık problemlerinin habercisi olduğunu kaydetti. Pandemi döneminde tüm dünyada kanser tanısındaki azalmayı örnek gösteren Prof. Dr. Timuçin Çil, "Kanser azalan bir hastalık değil. Aksine artan bir hastalık. Ancak kanser belirtileri gösteren potansiyel hasta adaylarının bu süreç içerisinde Covid-19 bulaşma endişesiyle hastaneye ya da hekime başvurmadığını görüyoruz. Bunun sonucu olarak da kanser tanısında azalma yaşandı.. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte bizi ciddi bir problem bekliyor. Hastaneye başvurulmamasından kaynaklı olarak erken tanı alacak hastaların, geç dönemde tanı alması ve hastalığın ileri evrelere ulaşması sorunuyla karşı karşıya kalacağız" dedi. "ERKEN TANI TEDAVİDE BAŞARIYI GETİRİR" Kanserin sinsi bir hastalık olduğunu ve ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Timuçin Çil, "Kanserde erken teşhis hastalığın tedavisinde büyük önem taşıyor. Hastalığı ne kadar başında yakalarsanız tedavi süreci o kadar kolay ve başarı o derece yüksek olur. İlerleyen evrelerde ise tedavi zorlaşacağı gibi başarı oranı da düşecektir. Bu nedenle kanser belirtisi görülen hastalara en önemli önerimiz mutlaka ama mutlaka vakit kaybetmeden hekime başvurmaları yönünde" diye konuştu. Tedavi süreci devam etmesine rağmen hastaneye gitme konusunda çekinceleri bulunan hastaları da uyaran Prof. Dr. Timuçin Çil, "Virüs salgını endişesiyle hastaneye gitmemek doğru bir yaklaşım değil. Çünkü kanser tedavisi acil bir tedavidir, geciktirilemez ve ertelenemez. Tanısı olup tedavi edilen veya takipteki kanser hastaları için ise; hastayı takip eden tıbbi onkoloğun uygun görmesi halinde kemoterapi süreleri ya da uygulanan diğer tedavi yöntemleri konusunda hastanın faydasına olacak şekilde değişiklik yapabilir. Bunun dışında hasta mutlak suretle doktoruyla irtibat halinde olmalı, tıbbı onkoloğun uyguladığı program dahilinde sosyal mesafe, maske kullanımı ve el hijyenine dikkat ederek hastaneye giderek tedavisini yaptırmalıdır" ifadelerini kullandı. Haber Ahmet AKGÜN Bu haber 476 defa okunmuştur. Editör Yusuf Kahraman
dar kanal hastalığı ihmale gelmez