🥎 Sağlık Ocağı Antidepresan Yazar Mı

V729IX. Antidepresanlar, aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli zihinsel sağlık koşullarını tedavi eden reçeteli psikotrop ilaçlardır Yine de antidepresanlar birçok insan için yukarıdaki koşulların semptomlarını hafifletmeye yardımcı olurken, aynı zamanda aşağıdakiler gibi bir dizi yan etkiye de neden olabilir Yaşayabileceğiniz başka bir potansiyel yan etki? Egzama Cildinizin kuruduğu, kaşındığı ve iltihaplandığı bir durum. Depresyon, antidepresanlar ve egzama arasındaki ilişki kısmen kafa karıştırıcı olabilir çünkü bazı durumlarda antidepresanlar egzama semptomlarının tedavisine yardımcı olabilir. Dahası, kanıtlar ayrıca egzama ve depresyon arasında güçlü bir bağlantıyı desteklemektedir. Aşağıda, uzmanların şu anda antidepresanlar, egzama ve depresyon arasındaki bağlantı hakkında neler bildiğini öğrenin ve ayrıca antidepresan kullanırken egzama semptomlarını yönetmeyle ilgili sorularınızın yanıtlarını alın. 2014 yılında yapılan klinik araştırmalara göre, egzama aşağıdaki ilaçların yan etkisi olarak ortaya çıkabilir İncelemeye göre, antidepresan alan çoğu insan ciltle ilgili herhangi bir yan etki yaşamıyor. Yapsanız bile, aşırı terleme veya sivilce yaşama olasılığınız daha yüksektir. Egzama geliştirirseniz, muhtemelen ilaca başladıktan sonraki ilk birkaç gün içinde ortaya çıkacaktır. Cilt reaksiyonları tipik olarak kendi kendine geçer, bu nedenle egzamadan kurtulmak için ilacınızı bırakmanız gerekmez. Daha eski trisiklik antidepresanlar TCA’lar, daha yeni seçici serotonin geri alım inhibitörlerinden SSRI’lar daha fazla yan etkiye neden olma eğilimindedir. 2014 araştırmasına göre, SSRI alan kişiden 1’i ile karşılaştırıldığında, TCA alan yaklaşık kişiden 1’i cilt değişiklikleri bildirmektedir. Bilim, antidepresanların neden bazı insanlar için egzama semptomlarını tetiklediğinden tam olarak emin değil. Mevcut teoriler iki olası mekanizmaya odaklanıyor ter ve serotonin. Ter Hem çok az hem de çok fazla ter egzamaya katkıda bulunabilir. Sitalopram, paroksetin ve sertralin cildinizi kurutabilir ve ürettiğiniz ter miktarını azaltabilir. Anhidroz adı verilen bu süreç cildinize zarar verebilir ve onu ekstra hassas hale getirebilir. Ancak aşırı terleme veya hiperhidroz, ter eksikliğinden çok antidepresan bir yan etki olarak ortaya çıkma eğilimindedir. Ter, temizlenmeden cildinizde çok uzun süre kalırsa, terinizdeki kimyasallar cildinizi tahriş edebilir. serotonin Başka bir teoriye göre, antidepresanlar cildinizde dolaşan serotonin miktarını artırabilir. 2015’te yapılan bir çalışmada, fareler SSRI enjeksiyonlarından sonra derilerini çok daha sık kaşıdı ve bu da onların daha kaşıntılı hissettiklerini gösteriyor. Bununla birlikte, insanlar SSRI’ları genellikle iğne yoluyla doğrudan deriden değil, hap şeklinde alırlar. Sinirlerinizdeki serotonin reseptörlerindeki olağandışı aktivitenin farelerde olduğu gibi insanlarda da kaşıntıya neden olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte, 2004’ten sadece bir vaka raporu, oral antidepresanların insan derisi serotonin seviyelerini semptomlara neden olacak kadar etkileyebileceğini gösteren kanıtlar buldu. Bu çalışmada, fluoksetin alan 46 yaşındaki bir erkekte çikolata tükettikten sonra kaşıntılı bir döküntü gelişti. Yazarlar, fluoksetinin ve çikolatanın genel serotonin seviyelerini artırdığını ve cildinin bu değişikliğe alışılmadık şekilde duyarlı olabileceğini varsaydılar. İnsanları içeren gelecekteki araştırmalar bu teori için daha fazla destek sağlayabilir. Atipik antidepresan Mirtazapin Remeron, bazen egzamanın neden olduğu şiddetli gece kaşıntısını gidermek için etiket dışı olarak reçete edilir. Bir doktor veya başka bir klinisyen, kaşıntı ve iltihabı azaltmaya yardımcı olmak için fluoksetin ve sertralin gibi diğer antidepresanları da reçete edebilir. Uzmanlar, antidepresanların egzama semptomlarından nasıl kurtulduğunu tam olarak henüz belirlemedi. Olası mekanizmalar şunları içerir Periferik inflamasyonu azaltmak Bağışıklık sisteminiz cildinizin saldırıya uğradığını algıladığında istilacıyı savuşturmak için mikroskobik ajanlar gönderir. Ardından gelen iltihaplanma, egzamayı karakterize eden hassas şişlikler ve sıcak döküntüler oluşturabilir. Enflamasyon ayrıca beyninize bir şeylerin yanlış olduğunu söylemek için bir alarm zili olarak kaşıntı sinyalleri gönderebilir. SSRI’lar, cildiniz de dahil olmak üzere sinir sisteminizin kenarlarındaki iltihabı da azaltabilir. Bağışıklık sisteminiz yerleştiğinde, egzama belirtileriniz de oturmalıdır. Kaşıntı algınızı nemlendirmek Yukarıda bahsedildiği gibi, cildinizde dolaşan serotonin kaşıntıya katkıda bulunabilir. Oral antidepresanlar, cildinizin yüzeyindeki sinirleri değil, çoğunlukla merkezi sinir sisteminizdeki CNS serotonin seviyelerini yükseltir. Ancak antidepresanlar, CNS’nizin cildinizden gelen kaşıntı sinyallerini bastırmasını da isteyebilir. Beyniniz kaşınmanın gücünü azaltır – bir radyonun sesini kısmak gibi bir şey – böylece sizi bunaltmaz. SSRI’lar bu süreci başlatmada özellikle iyi görünüyor. Stres seviyelerini düşürmek Stres, kortizol seviyenizi yükseltebilir ve vücudunuzun her yerinde iltihaba neden olabilir. Egzama ataklarının iyi bilinen bir tetikleyicisidir. Bununla birlikte, antidepresanlar, sırayla iltihabı azaltabilen kortizolünüzü düşürebilir. Başka bir deyişle, antidepresanlar sadece iltihapla savaşmazlar. Ayrıca, ilk etapta olmasını önlemeye yardımcı olabilirler. 2020’de yapılan büyük bir araştırmaya göre, egzaması olan yetişkinlerin, egzaması olmayan kişilere göre depresyon geliştirme olasılığı %14 daha fazladır. Egzamanız ne kadar şiddetliyse, depresyon riskiniz de o kadar yüksek olur Hafif egzama %10 daha yüksek risk Orta egzama %19 daha yüksek risk Şiddetli egzama %26 daha yüksek risk Bu model göz önüne alındığında, egzamanın depresyona katkıda bulunabileceği oldukça açık görünebilir. Yine de çalışma yazarları, bu bağlantının her zaman bir neden-sonuç ilişkisine dönüşmeyebileceği konusunda uyarıyor. Depresyon teşhisinden önce egzama teşhisi koyabilirsiniz, ancak bu otomatik olarak egzamanın önce geldiği anlamına gelmez. Egzama döküntüsü veya kuru ciltten farklı olarak, depresyon belirtileri özellikle ilk ortaya çıktıklarında daha az fark edilebilir. Elbette çoğu durumda egzamanın depresyon veya antidepresan tedavi ile ilgisi olmayabilir. Egzama, aşağıdakiler de dahil olmak üzere birçok çevresel tetikleyiciye sahip olabilir sıcak veya soğuk hava polen kalıp tütün dumanı cızırtılı veya sentetik kumaşlar kokulu sabunlar, losyonlar, tıraş jelleri ve diğer kişisel bakım ürünleri temizlik ürünlerinde koruyucular Antidepresan olmayan bazı ilaçlar da egzamaya neden olabilir Egzamanızın antidepresanlardan mı yoksa başka bir şeyden mi kaynaklandığını nasıl anlarsınız? Daha fazla bilgi edinmek için egzamanızın ne zaman ortaya çıktığının kaydını tutmayı deneyebilirsiniz. Örneğin, egzamanız çamaşır gününden sonra her zaman kötüleşiyorsa, deterjan değiştirmeyi düşünebilirsiniz. Ancak egzama ataklarınız, programınıza veya dış etkenlere bakılmaksızın düzenli olarak meydana geliyorsa, muhtemelen ilaç veya kronik stres gibi içsel bir şeyle ilgilidir. Başka bir iyi seçenek, alerji testi için bir doktora veya dermatoloğa ulaşmayı içerir. Cildinizi hafifçe çizen bir alete küçük miktarlarda alerjen yerleştirirler. Cildiniz maruz kalmaya tepki veriyorsa, egzamanız bir alerjiyle ilgili olabilir. Egzamadan kurtulmak için antidepresan almayı bırakmanız gerekmez. Psikiyatristiniz, cildinizi etkilemeyen benzer bir ilaca geçmenizi sağlayabilir. Temel öz bakım uygulamaları, hem egzama hem de depresyon semptomlarını azaltmada uzun bir yol kat edebilir. Hem egzama hem de depresyonunuz varsa, Ulusal Egzama Derneği şunları önerir İşte bir öz bakım kontrol listesinin nasıl oluşturulacağı. Egzamaya özgü rahatlama için şu ilaçları göz önünde bulundurun Reçetesiz OTC tedaviye yanıt vermeyen şiddetli, kalıcı egzamanız varsa, bir sonraki iyi adım bir dermatologla bağlantı kurmayı içerebilir. Bağışıklık sisteminizi değiştiren, ıslak sargı tedavisi sağlayan ve diğer tedavi seçenekleri konusunda rehberlik sunan ilaçlar yazabilirler. Antidepresanlar bazen bazı kişilerde egzama semptomlarına neden olabilir. Bilim adamları, özellikle antidepresanlar egzama ve genel kaşıntıyı tedavi etmek için de kullanılabildiğinden, bu reaksiyonun tam olarak neden olduğunu hala bilmiyorlar. Genel olarak, ilaca bağlı egzama oldukça hafif kalır ve reçetesiz satılan ilaçlara ve tedavilere yanıt verir. Antidepresan kullanırken kalıcı kaşıntı, tahriş ve diğer cilt rahatsızlıkları yaşarsanız, psikiyatristinize veya doktorunuza başka bir ilaç denemesini sormanız faydalı olabilir. Egzamanızın tamamen farklı bir nedeni olabileceğinden, semptomlarınız ve olası tetikleyiciler hakkında bir dermatoloğa danışmak da faydalı olabilir. Emily Swaim, psikoloji alanında uzmanlaşmış serbest çalışan bir sağlık yazarı ve editörüdür. Kenyon College’dan İngilizce lisans derecesine ve California College of the Arts’tan yazılı olarak yüksek lisans derecesine sahiptir. 2021 yılında Yaşam Bilimleri Kurulu BELS sertifikasını aldı. Çalışmalarının daha fazlasını GoodTherapy, Verywell, Investopedia, Vox ve Insider’da bulabilirsiniz. Onu Twitter ve LinkedIn’de bulun. Getty ImagesRachel Schraer BBC Sağlık MuhabiriDepresyonun sanıldığı gibi insan beyninde "mutluluk hormonu" diye de anılan serotonin düzeyinin düşük olmasından kaynaklanmadığını gösteren yeni bir araştırmanın sonuçları dünya çapında büyük ilgi gördü. Ama aynı zamanda bir çoğu beyindeki serotonin salgısını artırmak suretiyle işlev gösteren antidepresanların işe yaramadığı yolunda bir yanlış çıkarım dalgası da antidepresanların etkili olmadığına işaret etmiyor. Fakat gösterilen tepkilerin zihin sağlığı sorunlarının algılanışı ve tedavisiyle ilgili ciddi soru işaretleri yarattığı HİKAYESİSarah, 20'li yaşlarının başlarında ilk büyük psikiyatrik sorununu yaşadığında, doktorlar kendisine bazı antidepresanlar verirken, bunların diyabete karşı insülin kullanımı gibi bir etki yaptığını ilaçların beynindeki kimyasal dengesizliği düzelteceğini ve ömür boyu almayı sürdürmesi gerektiğini gibi Tip 1 diyabet olan Sarah, bu tavsiyeleri gayet ciddi bir şekilde uygulamış. Daha kötü hissetmesine yol açıyor gibi gelse de ilaçları almayı sürdürmüş. Bir süre sonra kafasının içindeki ürkünç sesler kendisini öldürmesini söylemeye başlayınca elektrokonvülsif terapiye beyinden elektrik akımı geçirilerek yapılan bir tedavi var ki antidepresan ilaçların depresyonla ilişkisinin insülin ile diyabet ilişkisine benzediği iddiası aslında herhangi bir tıbbi kanıta "Güvendiğin insanlar tarafından ihanete uğramış hissediyorsun" bünyesine etkisi, nadir görülen bir tepkiydi ama doktorların kendisine verdiği "beynindeki kimyasal dengesizlik" açıklaması, çok ve annesi Tip 1 Diyabet nedeniyle insülin kullanıyorBir çok psikiyatrist depresyonun serotonin düzeyinin düşük olmasından kaynaklanmadığını çoktandır bildiklerini ve bu son araştırmanın yeni bir yanı olmadığını araştırma sonuçlarının anlatıldığı tıbbi makalenin dünya çapında görülmemiş ilgi görmesi ve tepki alması, bir çokları için burada anlatılanların yeni olduğunu de araştırmanın doğru anlaşılması ve yanlış çıkarsamalara varılmaması önemli. Depresyonun serotonin eksikliğinden kaynaklanmıyor olması antidepresanların işe yaramadığı anlamına gelmiyor. Doktorlar bu yanlış anlama neticesinde insanların ilaçlarını almayı hemen bırakmaya yönelmesinden ve bunun ciddi yoksunluk sorunlarına yol açmasından uzmanları bu tür ilaçların acil tıbbi gereklilikler dışında birden bırakılmaması gerektiğini, doz azaltımı yoluyla zaman içerisinde bırakmanın yoksunluk sorunlarını en az düzeyde tutacağını elektrokonvülsif terapi sonrası konuşma ve hareket engelleri yaşıyorARAŞTIRMA YENİ BİR ŞEY SÖYLÜYOR MU?Bu son araştırmada 17 ayrı bilimsel araştırmayı incelendi ve depresyondaki insanların beynindeki serotonin düzeylerinin depresyonda olmayan insanlarınkinden farklı görünmediğini tespit tespit ilaçların olası bir etkisi yani beyindeki kimyasal dengesizliği düzeltme etkisinin bulunmadığını net bir şekilde ortaya Michael Bloomfield bunu bir örnekle şöyle açıklıyor"Çoğumuz parasetamolun baş ağrısına iyi gelebildiğini biliriz ama hiç kimsenin baş ağrısının sebebinin beyinde parasetamol eksikliği olduğunu sanmam."ANTİDEPRESANLAR İŞE YARIYOR MU?Araştırma, antidepresanların plaseboya kıyasla psikolojik etkiyi elimine etmek için tıbbi deneylerde ilaçmış gibi verilen etkisiz madde yalnızca biraz daha etkili olduğuna işaret ediyor. Ama araştırmacılar arasında bu farkın büyüklüğü konusunda görüş ayrılıkları grup insan antidepresan kullandığında çok daha iyi sonuç alıyor ama doktorlar bunun nedenini tam olarak bilmiyor yani ilacı yazarken kime daha iyi geleceğini Psikiyatri Koleji'nden Profesör Linda Gask antidepresanların çok sayıda insanın özellikle de kriz durumlarında hızla daha iyi hissetmesini sağlayan serotoninle ilgili son çalışmanın yazarlarından Profesör Joanna Moncrieff buna işaret eden ve ilaç şirketleri tarafından yaptırılan bu tür araştırmaların çoğunun kısa dönemli olduğunu, aynı insanların örneğin bir kaç ay sonra nasıl hissettiği konusunda pek bilgi olmadığını Images"İnsanlara 'Durumunuzu gözlenmeleye devam edeceğiz ve ilaçları sadece size yararlı olduğu sürece kullanmanızı sağlayacağız' demek gerekiyor" diyor. Ama genellikle uygulama böyle değil. Profesör Linda Gask da bu tedavisiz bırakmanın riskleri var ama bazı insanlar antidepresan aldıklarında çok ciddi yan etkilerle karşılaşıyorlar. Serotoninle ilgili son araştırmanın yazarları da bu konuda çok daha açık olunması gerektiğini yan etkiler arasında, İngiltere'deki Ulusal Sağlık ve Bakım Enstitüsü'nün verilerine göre, intihara yönelme hatta girişme, cinsel hayat bozuklukları, duyguların baskılanması ve uykusuzluk sonbahardan bu yana Birleşik Krallık sağlık hizmetleri bünyesinde çalışan doktorlardan, çok şiddetli olmayan depresyon vakalarında ilaç yazmadan önce terapi, egzersiz, meditasyon ve benzeri tedaviler önermeleri ImagesSağlık çalışanlarının ilaçtan önce grup terapisi, egzersiz veya toplu aktivite tavsiye etmesi isteniyorARAŞTIRMANIN YARATTIĞI TARTIŞMALAR NELER?Araştırmanın yayınlanmasından sonra yayılan tipik yanlış yorumlardan biri antidepresanların tamamen bir efsane olduğu ve hiç bir işe yaramadığı iddiası bu araştırma antidepresanların etkisini gerçekten de insanın ruh halini etkileyen bir hormon salgısı. Dolayısıyla serotonin seviyesinin yükselmesi kısa vadede insanların gerçekten daha mutlu hissetmesine yol açabilir. Ayrıca beynin yeni bağlantılar yapabilmesi imkanını başka yanlış yorum ise depresyonun insan beyniyle ilgili bir hastalık değil, yaşadıkları koşullara gösterdikleri bir tepki olduğu yazarlarından Doktor Mark Horowitz "Tabi ki her ikisi de" diyor ve örneğin "Genetik yapınız strese karşı hassasiyetinizi etkiliyor" insanlar gayet anlaşılır bir şekilde stres yaratan yaşam koşullarının ilaçtan ziyade evlilik danışmanlığı, mali danışmanlık ya da iş değiştirme gibi yollarla değiştirilebileceğini düşünmeye var ki Avustralya'nın güney doğusunda yaşayan ve hem ağır depresyon hem de psikoz yaşayan Zoe, depresyonu bir tür şiddetli stres sayarak "yol açan sorunları çözme" yaklaşımının çok indirgemeci olduğunu ve ağır mental hastalıklar yaşayan insanları yok saydığını Zoe'nin ailesinde kalıtsal. Fakat psikoza genellikle yaklaşan bir sınav gibi stresler tetikleyici bu durumda bir muhakeme yaptıktan sonra ilaçların yan etkilerinin ağır psikoz geçirmekten daha iyi olduğuna karar BBC'ye konuşan uzmanların tümünün hemfikir olduğu bir şey Hastalara daha fazla bilgi verilmesi, durumlarının çok iyi açıklanması ve bu yolla onların kendi durumlarını değerlendirerek kendi tedavi tercihlerini bulmasının sağlanması Depresyonda olduğu gibi depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlar yani antidepresanlar hakkında da bazı yanlış inanışlar vardır. Bu yanlış inanışlar tedaviye yönlenmede önemli bir zorluk yaratır. Bu inanışlar tedavinin de yolunda gitmemesinde, ilaçların düzensiz kullanımında önemli bir etkendir. YANLIŞ BİR Antidepresanlar Bağımlılık Yapar. Antidepresan ilaçlar bağımlılık yapmaz. Almadığınızda almak için arzu duymazsınız, aldığınızda keyif almazsınız. Ancak antidepresanlar düzenli biçimde hergün alınması gereken ilaçlardır. Bu sayede beyinde bozulmuş olan kimyasallar yerlerine konulur. Ancak beyin bu kimyasalların hergün düzenli biçimde bir oranda tutulmasına alışır, zaten iyileşme de bu şekilde gerçekleşir. Bir gün ilacı almayı ani kestiğinizde beyin buna adapte olamaz, bu bağımlılık değildir, tıpta “kesilme belirtisi” denilen durumdur. İlacı azaltarak kesmek gereklidir. YANLIŞ İKİ Antidepresanlar “Mutluluk Hapları”dır. Antidepresanlar “kafa yapan”, mutluluk veren ilaçlar değildir. Sadece dir psikiyatrik hastalığı olan ve bu sebeple üzüntülü, çökkün hisseden kişilerde, hastalık belirtilerini yatıştırarak normal hissetmelerine yardımcı olur. Depresyonu olmayan kişiler antidepresan ilaç aldıklarında, iyi hissetmek yerine, ilaç yan etkileri yaşayacaklardır. YANLIŞ ÜÇ Antidepresanlar Uyuşturur, Tedavi Etmez. Antidepresanlar uyuşturucu değildir. Birçok sakinleştirici ya da “uyuşturucu” maddenin aksine alındıklarında hemen etki etmezler, düzelme için 4-6 hafta beklemek gerekir. Antidepresanlar beyin kimyasını olumlu biçimde değiştirir, kişinin depresyonunu tedavi eder. Ancak kişinin genetik yapısının, olumsuz sosyal koşullarının, stres faktörlerinin değişmemesi nedeniyle tedavi bittikten sonra depresyon tablosu tekrar edebilir. Bu tıpkı birçok diğer biyolojik tedavide olan duruma benzer. Örneğin bronşit olduysanız, antibiyotik tedavi almalısınız. Daha sonra tekrar edebilir diye tedavi almamak akıllıca olmaz. Antibiyotik ile bronşit düzelir. Ancak daha sonra aynı mikropla karşılaşmanız ve bağışıklık sisteminizin güçsüzlüğü bir araya gelirse yine bronşit olabilirsiniz. Depresyon tedavisinde de aynı durum geçerlidir. YANLIŞ DÖRT Antidepresanlar Kişiliğinizi Değiştirir. Antidepresanlar kişiliği değiştirmez, kişiliği değiştirebilen tedavi ancak psikoterapidir. Antidepresan ilaçlar kişiliğinizin üzerini örten tozlu depresyonu temizler ve alttaki gerçek kişiliğinizin ortaya çıkmasını sağlar. Ama siz neyseniz osunuzdur. İlaç kullanımı ile sadece depresyon düzelir ve daha iyi hissedersiniz. YANLIŞ BEŞ Antidepresanlara Bir Defa Başladınız mı Hayat Boyu Bırakamazsınız. Birçok depresyon hastası için tedavi süresi 1-1,5 yıl kadar sürer. Bazı durumlarda daha kısa da sürebilir. Ancak hastalık kronikleşmiş, şiddetli, çok sayıda tekrar varsa daha uzun sürelerle kullanım gerekir. Fakat bu süre “hayat boyu” değildir. Birçok hastanın düştüğü hata, belirtiler düzelir düzelmez, önerilen 1-1,5 yıl süre dolmadan tedaviyi hemen kesmedir. Ne kadar erken keserseniz, depresyonun tekrarlama ihtimali o kadar fazladır. Depresyon ilaç kesiminden sonra tekrar etmişse bu 1-1,5 yıl süre en baştan başlayacaktır. Depresyon tekrarlarının sayısı arttıkça da bu süre daha da uzayacaktır. En kısa ve en düşük doz kullanımı için, tedaviyi kesmeden, bir defada, hekimin önerdiği şekilde kullanıp tedaviyi bitirmek gereklidir. cipralex alıyordum yazdırmaya üşendim bıraktım içmeyi, birden anksiyete başlamıştı şimdi iyiyim sorun çıkmaz inşallah olur olmadık her yerde uyuya kalmayın. cipralex bi boka konusuna kanalize olmaya çalışıyorum. kaygı probleminiz varsa cipra mira hak getire. kullanmaya devam. -çoğunluğu deli gibi uyutuyo buna hazırlıklı anda hem xanax hem cipralex kullanmış birisidoktor kontrolünde olarak söylüyorum bir anda bırakmayın hiç hoş olmuyoben bir anda bıraktım-eğer yeşil reçeteliyse kullandığınız ilaçlar dikkatli kullanın bunlar bağımlılık yapar ya da en azından siz öyle hissedersiniz sanki o olmadan yapamayacakmışsınız gibi gelir bir süre sonra bu psikolojiye süreçte çok fazla yalnız kalmayın kafayı yiyebilirsiniz yani hoş değil, insan içine çıkın biraz, sosyal aktivitede bulunun. not yıllardır kullanmıyorum bırakalı 4-5 sene falan oluyo . söylediklerim tavsiye niteliğindedir sorumluluk kabul etmediğimi belirteyim öncelikle. antidepresan şu şekilde kullanılır -asla doktorun bilgisi dışında başlanmaz ve bırakılmaz. -en az 9 ay-1 sene kullanılır, kısa süreli bi arkadaşa bakmıştım ben şeklinde başlanıp bırakılmadığı gibi çok kısa süre içerisinde de bırakılmaz. -mutlaka omega-3 takviyesi alınır. balık yiyin bol bol demiyorum takviye almalısınız diyorum. antidepresan kullanımı esnasındaki omega-3 açığını kapatmak için balina yemeniz lazım aksi taktirde. ama omega-3 ün de koftileri kalitelileri var. ben krill yağı kullanmıştım. soğuk sıkım. pahalıdır ona çok kötü abi bağımlılık yapıyo gibi söylemlerden uzak durun mümkünse ağızlarının ortasına kürekle vurun. yok öyle bişiy. tahmin ettiğiniz gibi kullandım 2 sene ordan biliyorum. ama neticede ne kullanacağınıza doktorunuz karar verecek. bir ilaca başlarsınız baktınız yaramıyo değiştirilir. allahın emri değil o ilaca başlandı diye bırakılmayacak diye birşey alkol kesinlikle alınmamalıdır. nadiren 1 bira falan içerdim ben aylar sonra onu da belirteyim. -abi alınca iyi ama bırakınca daha büyük düşüş yaşıyosun diyenlere yukarda belirttiğim gibi mümkünse kürekle vurun ağızlarına. zaten düşüşte olduğunuz için ilaç kullanıyorsunuz. ilaç yaramazsa değiştirilebilir ve ölmezsiniz ki bu ihtimal düşüktür ve bırakma ve başlama yönergeleri vardır acil şifalar dilerim depresyon zordur bilirim. aniden bırakma sakın. bir psikiyatr size teşhis koymadan asla kullanmayın. başlarsanız psikiyatr tedaviyi bitirmeden sakın bırakmayın. kullanmayın tam 3 yıl çeşitli ilaçlar kullandım. secita, selectra, paxera... ve sonunda zepdrex kullanarak bu süreçten üstteki kullandigim ilk üç ilaç gibi ilaçları aniden bırakırsanız sarsılırsınız. ya aşamalı olarak bırak yada zepdrex gibi ilaç yardımıyla. doktorun zaten sana bunu söyleyecektir. 2. sadece ilaçlar yardımcı olmuyor maalesef. yaşam kaliteni arttırmalısın. gez, oku, spor yap, çocukların içinde sakın arkadaş tavsiyesiyle başlama. bir sorun olduğunu düşünüyorsan doktoruna danış. 4. bu ilaçlar bünyeye zarar veriyor maalesef. metabolizma yavaşlıyor. kilo alımını minimuma indirmek için beslenme kurallarına uymak gerek. bol bol su içmelisin. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. Antidepresanlar beyinde nasıl çalışıyor, ne şekilde etkiler yaratıyor? ​ Beyindeki belli anatomik bölgelerdeki sinir hücreleri arasında bilgi akışı ve haberleşmede postacılık vazifesi yapan nörotransmitter sistemleri glutamaterjik, GABA, asetil-kolin, dopamin, nöradrenalin, serotonin vs görev yapar. Beynin her yerinde nörotransmitterler farklı yoğunlukta bulunurlar. Herhangi bir uyarı sinir hücresine geldiğinde, bazı değişikliklere neden olur. Bu değişikliğin bir sonraki sinir hücresine iletilmesinde nörotransmitterler görev alırlar. Nöronlar arası bölge sinaptik aralık iki sinir hücresinin ortak haberleşme alanıdır. Uyarı geldiğinde sinir hücresinde nörotransmitter sentezi için protein sentezi başlatılır . Sentezlenen nörotransmitter önce hücrede depolanır, uygun uyarı geldiğinde sinaptik aralığa salınır ve komşu bölgede bir sonraki sinirin onu tanıyan algaçlarına bağlanır. Nörotranmitterin sinir hücresindeki algaç ile tanınmasının ardından ikinci hücre de uyarılmış olur ve aynı süreç ikinci hücre için başlar. Organizmanın işleyişi hemen daima tasarrufa yönelik olduğundan algaçla işi biten nörotransmitter yeniden kullanılmak üzere salındığı sinir hücresinden özel bir pompa ile geri alınır. ​ Serotonin ve noradrenalin, depresyon belirtileriyle ilişkisi bulunmuş bir nörotransmitterlerdir. Beyinle birlikte vücuttaki birçok organda da bulunabilirler. Serotonin, uyku regülasyonu, normal davranış kalıbının sürdürülmesi, sıcaklık ve kan basıncının düzenlenmesi, beslenme davranışının düzenlenmesi, hormonal düzenleme, ağrı duyusunun iletimi, Obsesif Kompulsif Bozukluk, Panik Bozukluk ve migren patogenezinde rol oynamaktadır. Noradrenalin ise ilgi azalması, konsantrasyon eksikliği, unutkanlık, deprese duygudurum, psikomotor retardasyon, yorgunluk ve halsizlik semptomları ile ilişkili bulunmuştur. Bu iki nörotransmitterin düzeylerinin beyinde eşik değerin altına düşmesi nedeniyle kişide depresyon geliştiği düşünülmektedir. Vücuttaki serotonin miktarını arttırmanın yollarından birisi, şeker ve karbonhidrat açısından zengin yiyecekler yemektir. Bu şekilde beyin kimyamızı değiştirme çabamız ne yazık ki kısa ömürlü olacaktır. Antidepresan ilaçlar pompa ile geri alınım gibi aşaması üzerine etki ederek bu nörotransmitterlerin düzeylerini kalıcı olarak düzenlerler. Depresyonun mekanizmasında dopamin ve melatonin gibi diğer nörotransmitterlerin de etkili olduğu düşünülmektedir. Bunların düzeylerini düzenleyen yeni tip antidepresanlar da bir süredir tedavide kullanılmaktadır. ​ ​ Antidepresan etkinin hissedilmesi ne kadar sürer? ​ Antidepresan etkinin ortaya çıkabilmesi 4-6 haftalık kullanım süresi gerektirir. Antidepresan etkisi sanki gripten kurtulma gibidir; gün be gün olan değişikliği anlatmak zordur fakat giderek normale dönülür. İlacın etkisi tam olarak ortaya çıkana kadar, depresyona bağlı var olan şikayetlerin, tedavinin ilk birkaç haftası boyunca devam etmesi mümkündür. Antidepresan ilaçların enerjiyi arttıran ve yorgunluğu azaltan etkileri, depresif içerikli düşünceler ve moral üzerine pozitif etkilerinden daha erken gözlenir. İlk önce uykuda veya iştahta bir düzelme hissedebilirsiniz. Bunun arkasından enerjide yavaş bir artış ve ilgi duyduğunuz şeylerin artması gelir. Bu etkiler yavaş ve parça parça olabilir. Üzüntü, umutsuzluk, suçluluk ve intihar düşüncelerinin yok olması gibi ruh halindeki iyileşme daha sonra ortaya çıkar. Ancak yan etkiler tedavinin ilk başından itibaren ortaya çıkar. Bunlar genellikle hafiftir ve ilk 2 hafta içinde ortadan kaybolur fakat tolere edilemez bir haldeyse tedaviyi sürdüren uzman doktorla görüşmenizde yarar vardır. ​ Antidepresanlar ne kadar süreyle kullanılmalıdır? ​ Depresyon ve depresyon dışı diğer kullanım alanları uzun süreli tedavi gerektirmektedir. Tedavinin etkin olabilmesi için etkin dozda yaklaşık altı ay-bir yıllık kullanım gereklidir. Depresyonun tedavisini grip ya da boğaz enfeksiyonu gibi ilaç kullanım süresi ile şikayetlerin geçmesi eş zamanda gerçekleşen diğer hastalıklarla karıştırmamak gerekir. Kişi kendini iyileşmiş hissetse bile tedaviye belirlenen sürede devam etmelidir. Vaktinden önce ilacın kesilmesi yinelemelere neden olmaktadır. Sık tekrarlayan depresyonlarda bir yıldan daha uzun sürelerde de tedaviye devam edilebilir. ​ ​ Antidepresanların kısa ya da uzun süreli kullanımda vücuda zararları var mı? ​ Yan etkileri ise son derece azdır ve tehlikeli değildir. Kolaylıkla önlenebilecek ya da geçici olabilecek yan etkiler yüzünden hastalar ve aileler ilaca tepkili olup bazen ilacı bırakabilirler. Halbuki bu yan etkiler genellikle hafiftir ve ilk 2 hafta içinde ortadan kaybolur fakat tolere edilemez bir haldeyse tedaviyi sürdüren uzman doktorla görüşmenizde fayda vardır. ​ Antidepresanları çok uzun süreli kullanan insanlar bulunmaktadır. Yapılan çalışmalarda uzun süreli kullanımın herhangi bir kalıcı zararı gösterilmemiştir. ​ Antidepresan etkinlik açısından ilaçlar arasında belirgin bir farklılık olmasa da bireysel farklar nedeniyle bir hasta bir ilaca diğerinden daha fazla yanıt verebilir ya da bir ilaçla daha çok istenmeyen etki yaşayabilir. Bu nedenle antidepresanların hekim tarafından reçete edilerek kullanılması, kullanım sırasında doktor takibinde olunması ve ilaç sonlandırılırken de yine doktora danışılması gerekmektedir. Antidepresan ilaçlara bağlı sıkıntıların birçoğu kullanım hatalarına bağlıdır. ​ ​ ​ Antidepresanlar bağımlılık yapar mı? İlaç kesilme reaksiyonu nedir? ​ Toplumdaki yaygın inancın aksine depresyon tedavisi için kullanılan ilaçlar kesinlikle bağımlık yapmazlar ve uyuşturucu değildirler. İstenildiğinde doktor önerisi ve kontrolü altında ilaçlar rahatlıkla kesilebilirler. Doktor kontrolünde ilaç kesilirken aşamalı doz azaltımı ve bazen kısa süreli başka bir ilacın kullanımı hastanın durumu ve kullanılan ilacın tipine göre önerilebilir. Ancak bazen hastalar planlanan tedavi süresinin sonunda doktoruna danışmadan ilacı kesmektedirler. Bu durumda ilaç kesilme reaksiyonu dediğimiz tablo yaşanır. Bu tablo bulantı , kusma, baş dönmesi, ishal, uyku bozukluğu, çok canlı düşler ve baş ağrıları gibi belirtilerden oluşur, kullanılan ilacın tipine ve kişinin metabolizmasına bağlı olarak daha hafif ya da ağır yaşanabilir. ​ Bu belirtilerin bazıları bağımlı kişiler madde bulamadıklarında yaşadıklarına benzediğinden, kontrolsüz ilaç kesen hasta da ilaca bağımlı mı oldum korkusu yaşanabilir. Ancak bağımlılıkta yaşanan tablo ile ilaç kesilme reaksiyonunda yaşanan tablo her ne kadar benzer olsa da farklı mekanizmalar üzerinden oluşmaktadır ve fizyolojik olarak birbiriyle ilişkili değildir. Ayrıca bağımlılık yapan maddeler de sadece yoksunluk görülmez. Bir maddenin bağımlılık potansiyeli olup olmadığında en belirleyici özellik maddenin etkisine bir süre sonra yanıtsızlık gelişmesi ve aynı etki için madde miktarının arttırılmasıdır. Halbuki antidepresan tedavi etkin düzeyde dozu arttırılmadan aylarca sürdürülür ve etkinliği kaybolmaz. ​ ​ ​ Antidepresanlar intihara neden olur mu? ​ Prospektusta “Benzer etki mekanizmasına sahip diğer antidepresanlarla olduğu gibi, ..... tedavisi ile birlikte veya tedavi kesildikten kısa bir süre sonrasında intihar düşüncesi ve intihar etmeye yönelik davranışlar bildirilmiştir. Antidepresan etki tam olarak ortaya çıkıncaya kadar, depresyon belirtilerinin, tedavinin ilk birkaç haftası boyunca devam etmesi mümkündür. Depresyon belirtileri; kendinize zarar verme veya intihar girişiminde bulunmayı içerebilir. ” uyarı ibaresi yer alır. ​ Antidepresan ilaçlar etkilerini hemen göstermediklerinden, var olan şikayetler bir süre ilaç kullanılmasına rağmen devam eder. Antidepresan etkinin ortaya çıkabilmesi 4-6 haftalık kullanım süresi gerektirir. Eğer şikayetlerin arasında intihar fikri varsa, bu fikir de ilaç kullanımı sırasında ilaç etkisini gösterene kadar devam eder. Antidepresan ilaçların enerjiyi arttıran ve yorgunluğu azaltan etkileri, düşünceler ve moral üzerine pozitif etkilerinden daha erken gözlenir. Dolayısıyla daha önceden kendine zarar verme düşünceleri olan hastalarda, depresyonun belirtileri olan karar verememe, bir işe başlayamama, halsizlik, enerji azlığı nedeniyle hayata geçirilemeyen intihar fikirlerinin uygulanması için güç bulunacağından, ilaç kullanımının ilk zamanları daha fazla riskli olabilir. Bu dönemde intihar fikri olan hastaların mümkünse yatırılarak değilse ayaktan doktorları tarafından sık takip edilmeleri gerekir. ​ Çocuklarda ve ergenlerde antidepresan kullanımında ayrıca dikkatli olunması gerekir. Aynı kara kutu uyarısı özellikle çocuk ve ergenler için de konulmuştur. Yaşları gereği erişkinlerden daha dürtüsel olan çocuk ve ergenler, antidepresanların başlandığı ilk haftalarda çocukların engellenme eşiğini düşürebilir ve dürtüselliklerini kısa süreli arttırabilir. Bu dönemde mutlaka bir psikiyatristin yakın gözleminde ilaç kullanılmalıdır. Erişkinlerde olduğu gibi bir süre sonra antidepresan etkinin görülmesi ile bu risk ortadan kalkar. ​ Depresyonda intihar riski hakkında okumak için... ​ ​ ​ Antidepresanlar ile birlikte tüketmemem gereken besinler nelerdir? ​ MAOI'leri dışındaki diğer antidepresanlar ile gıdaların etkileşimi yoktur. Yemekten önce veya sonra alınmaları emilimlerini etkilemez, etkinliklerini değiştirmez. Ancak midesi hassas olan, sık reflü ve gastrit şikayeti olanların tok iken antidepresanlarını almaları ve psikiyatristlerinin uygun gördüğü bir mide koruyucuyu bir süre kullanmaları uygun olabilir. Psikiyatriste danışmadan mide koruyucu bile kullanılmamalıdır. Bazı mide ilaçları depresyonu tetikleyebilir. Antidepresan kullanırken mutlaka doktorunuza danışınız. ​ ​ Monamin oksidaz inhibitörleri MAOI’ler ile birlikte tüketmemesi gereken gıdalar ​ Peynir Küflü peynir, Krem peynir, Çedar peyniri, Rokfor peyniri, Beyaz peynir, Küflü İtalyan peyniri gorgonzola, Mozarella, Muenster peyniri, Parmesan, İsveç peyniri, İşlenmiş peynirler ​ Karaciğer ​ Salam, sosis gibi işlenmiş et ürünleri ​ Fermente soya fasülyesi ürünleri ​ Bazı balıklar ​ Çikolata ​ Kahve ​ Bazı bira ve şaraplar ​ Bayatlamış ya da konserve edilmiş gıdalar ​ Bazı baklagiller fava, bakla, nohut, kuru fasülye, barbunya ​​ Soğan ​ Zeytin ​ Turşu ​ Avakado ​ Kuru üzüm ​ Hazır çorba ​​ Fındık ​ ​ ​ Antidepresan ilaçlar hangi hastalıklarda kullanılır? ​ Major Depresyon ​ Anksiyete Kaygı Bozuklukları ​ Panik Bozukluk ​ Obsesif Kompulsif Bozukluk ​ Kronik ağrı ​ Yeme bozuklukları ​ Travma sonrası stres bozukluğu ​​ Ve diğer psikiyatrik hastalıklar ​ Dahili hastalıklarda Diyabet, hipertansiyon, kanser vb depresyonun etkileri hakkında okumak için... ​ ​ ​ Seçiçi Serotonin Gerialım İnhibitörleri SSRI beyinde nasıl etki gösterir? ​ SSRI grubu antidepresanlar beyindeki serotonin düzeylerini reseptör düzeyinde arttırırlar. Genellikle depresyonda ilk tercih antidepresan grubudur. ​ SSRI’lar ​ Fluoksetin ​ Sertralin ​ Paroksetin ​ Essitalopram ​ Sitolapram ​ Fluvoksamin ​ ​ ​ Kimler SSRI grubu antidepresanları kullanmamalıdır? Kimler dikkatli kullanmalıdır? ​ SSRI’lara allerjisi olanlar Bunu için kanda bakılan tipik bir allerji testi yoktur. Çoğunlukla bir kere kullanım sonucu ortaya çıkar. Allerji hakkında fikir vermese de yan etkiler konusunda uyarıcı olabilen geetik testler mevcuttur Hali hazırda MAOI grubu antidepresan alanlar MAOI grubu antidepresan kullananlar en az 5 hafta geçmeden SSRI’lara başlamamalıdır. Yaşlı bireyler antidepresanları kulanırken genç erişkinlere göre daha düşük dozlarda kullanmalıdır. Daha yüksek dozlara psikiyatristi hasta özelinde karar verir. Çocuk ve ergenlerde antidepresan kullanımında ayrıca dikkatli olunması gerekir. Aynı kara kutu uyarısı özellikle çocuk ve ergenler için de konulmuştur. Antidepresan etkinin ortaya çıkabilmesi 4-6 haftalık kullanım süresi gerektirir. Eğer şikayetlerin arasında intihar fikri varsa, bu fikir de ilaç kullanımı sırasında ilaç etkisini gösterene kadar devam eder. Antidepresan ilaçların enerjiyi arttıran ve yorgunluğu azaltan etkileri, düşünceler ve moral üzerine pozitif etkilerinden daha erken gözlenir. Yaşları gereği erişkinlerden daha dürtüsel olan çocuk ve ergenler, antidepresanların başlandığı ilk haftalarda çocukların engellenme eşiğini düşürebilir ve dürtüselliklerini kısa süreli arttırabilir. Bu dönemde mutlaka bir psikiyatristin yakın gözleminde ilaç kullanılmalıdır. Erişkinlerde olduğu gibi bir süre sonra antidepresan etkinin görülmesi ile bu risk ortadan kalkar. ​ ​ ​ SSRI grubu antidepresanlar ile etkileşen ilaçlar hangileridir? ​ Antidepresan başlanmadan önce doktorunuza kullandığınız tüm ilaçları, vitaminleri ve bitkisel ya da spor için olan besin desteklerini söyleyin. Doktorunuz ile görüşmede kesinlikle herhangi bir reçeteli ilaç veya bitkisel destek kullanmayın. Doktorunuz diğer kullandığınız ilacınızı ilgili doktora danışarak mümkünse kesmenizi isteyebilir veya mevcut antidepresanınızın dozunu ayarlayabilir azaltabilir veya arttırabilir veya kullanmanız şart ise mevcut antidepresanınızı kesip başka bir antidepresana geçebilir. Aşağıda etkileşen ilaçlar tam bir liste değildir, sadece örnekler verilmiştir. Aşağıdaki listede yazmasa da ilaçlarınızı doktorunuza danışın. ​ 5-HT1 agonisti migren ilaçları Sumatriptan, Zolmitriptan nadir de olsa halsizlik ve koordinasyon bozukluğu yapabilirler ​ SSRI grubu antidepresanların kan düzeylerini arttırdığı ilaçlar ​ Warfarin Coumadin ve digoksin ​ Antiaritmikler Propafenon, Flekainid ​ Beta-blokörler Proponolol, Metoprolol ​ Trisiklik antidepresanlar ​ Benzodiazepinler Alprozolam, Diazepam, Midazolam ​ Epilepsi ilacı Karbamazepin, Fenitoin ​ Mide ilacı Sisaprid ​ Antipsikotik Klozapin, Haloperidol, Pimozid ​ Antibiyotik Siklosporin ​ Astım ilacı Teofilin ​ Alkol ve diğer merkezi sinir sistemi baskılıyıcılar ​ Diüretikler ​ MAOI grubu antidepresanlar ​ St. John's wort sarı kantoron ​ Dekonjestantlar psödoefedrin ​ Lityum ​ Obezite ilacı Sibutramin ​ Uyku ilaçları Zolpidem ​ ​ ​ SSRI’ların yan etkileri nelerdir? ​ Tam liste değildir, genel ve sık görülen yan etkiler gruplanmıştır. Her ilacın özelinde değişebilir ​ Işığa duyarlılık ​ Döküntü ​ Bulantı ​ Ağız kuruluğu ​ Kabızlık ​ Düşük kan sodyum düzeyleri ​ Düşük kan şekeri düzeyi ​ Sersemlik İş makinalarını veya motorlu taşıt araçlarını kullanmanız konusunda hekiminize danışınız. ​ Cinsel işlev bozuklukları uzamış boşalma süresi, sertleşme güçlüğü, cinsel isteksizlik ve orgazm olamama ​ Manik atak Bipolar bozukluğu olan kişilerde bir duygudurum düzenleyicisi ile kombine edilerek kullanılmazlar ise ​ Karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında bozulma ​ Bazı yan etkilerin ilacın kullanımından birkaç hafta sonra hafiflemesi beklenir. Hangi yan etkilerde bekleneceği hangilerinde ilacın kesilmesi gerektiği ile psikiyatristinizle mutlaka konuşunuz. ​ Trisiklik Antidepresanların yan etkilerini okumak için... ​ ​ Trisiklik Antidepresanlar TCA beyinde nasıl etki gösterir? ​ TCA’lar beyindeki norepinefrin ve serotonin düzeylerini reseptör düzeyinde arttırırlar. Amoksapin bu iki nörotransmittere ek olarak dopamin düzeylerini de arttırır. TCA’lar genellikle ağır vakalarda veya SSRI’lara yanıt alınmaması durumunda reçetelenirler. TCA’lar ​ Amitriptilin ​ Desipramin ​ Doksepin ​ Amoksepin ​ İmipramin ​ Nortriptilin ​ ​ TCA’ları kimler kullanmamalıdır? Kimler dikkatli kullanmalıdır? ​ SSRI’lara allerjisi olanlar Bunu için kanda bakılan tipik bir allerji testi yoktur. Çoğunlukla bir kere kullanım sonucu ortaya çıkar. Allerji hakkında fikir vermese de yan etkiler konusunda uyarıcı olabilen geetik testler mevcuttur ​ Yeni kalp krizi geçirmiş olanlar ​ Glokom göz tansiyonu olanlar ​ İdrar yapmakta güçlüğü olanlar ​ Hali hazırda MAOI grubu antidepresan alanlar MAOI grubu antidepresan kullananlar en az 5 hafta geçmeden SSRI’lara başlamamalıdır. ​ Sisaprid bir mide ilacı kullananlar ​​ Yaşlı bireyler antidepresanları kulanırken genç erişkinlere göre daha düşük dozlarda kullanmalıdır. Yaşlı bireyler TCA’ların yatıştırıcı etkilerine daha duyarlıdırlar ve aniden ayağa kalkıldığında bayılamalar görülebilir. Dolayısıyla artmış düşme ve yaralanma riski açısından dikkatli olunmalıdır. Daha yüksek dozlara psikiyatristi hasta özelinde karar verir. ​ ​ ​ TCA’lar ile etkileşen ilaçlar hangileridir? ​ Antidepresan başlanmadan önce doktorunuza kullandığınız tüm ilaçları, vitaminleri ve bitkisel ya da spor için olan besin desteklerini söyleyin. Doktorunuz ile görüşmede kesinlikle herhangi bir reçeteli ilaç veya bitkisel destek kullanmayın. Aşağıda etkileşen ilaçlar tam bir liste değildir, sadece örnekler verilmiştir. Aşağıdaki listede yazmasa da ilaçlarınızı doktorunuza danışın. ​ MAOI’leri Psikiyatrist kontrolünde MAOI ilaçlar TCA’lar ile kombine kullanılabilir ancak TCA dozları yavaşça arttırılmalıdır. Hasta mutlaka MAOI’leri için düzenlenen diyete sıkı sıkıya uymalıdır ​ Pseudoefedrin içeren Sudafed gibi grip ilaçları ​ Alkol ve diğer merkezi sinir sistemi baskılıyıcılar ​ Antihistaminerjik allerji ilaçları ​ Ketakonazol veya Flukonazol gibi mantar ilaçları ​ SSRI’lar ve efexor Serotonerjik sendrom için dikkatli olunmalıdır. Serotonerjik sendromda tansiyon yüksekliği, ateş, titreme ve sersemlik/kafa karışıklığı görülür. Ancak psikiyatrist kontrolünde TCA’lar SSRI’lar ile kombine kullanılabilir ​ Tramadol Contramal, ağrı kesici ile birlikte kullanımında epilepsi nöbeti riski artar ​ Sisaprid mide ilacı, kidin ritm bozukluğu ilacı, antihistaminerjik allerji ilaçları, eritromisin antibiyotik ritm bozukluğu yapabilir ​ Valproik asid Epilepsi ilacı ​ Klonidin tansiyon düşürücü ​ Karbamazepin antiepileptik ​ ​ TCA’ların yan etkileri nelerdir? ​ tam liste değildir, genel ve sık görülen yan etkiler gruplanmıştır. Her ilacın özelinde değişebilir ​ Kafa karışıklığı, ajitasyon veya görsel varsanı varlığında hemen doktorunuzu arayınız ​ Ciddi ishal, ateş, terleme, kas sertliği veya titreme varlığında nöroleptik malign sendrom olabilir, hemen doktorunuzu arayınız ​ Işığa duyarlılık güneş yanığı riski artmıştır, güneşten korunmak için güneş koruyucu kullanın ve uygun şekilde giyinin ​ Döküntü ​ Bulantı ​ Ağız kuruluğu ​ Kabızlık ​ Bulanık görme ​ İdrar yapmada güçlük ​ Sersemlik İş makinalarını veya motorlu taşıt araçlarını kullanmanız konusunda hekiminize danışınız ​ Cinsel işlev bozuklukları uzamış boşalma süresi, sertleşme güçlüğü, cinsel isteksizlik ve orgazm olamama ​ Manik atak Bipolar bozukluğu olan kişilerde bir duygudurum düzenleyicisi ile kombine edilerek kullanılmazlar ise ​ Çarpıntı ve hızlı kalp atımı veya bayılma varlığında hemen doktorunuzu arayınız ​ Oturur veya yatar pozisyondan ayağa kalkıldığında baş dönmesi yavaşça kalkınız ​ Epilepsi nöbetleri TCA’lar nöbet eşiğini düşürürler, nöbet ihtimali olan veya önceden nöbet geçirme öyküsü olan bireylerde dikkatle kullanılmalıdır ​​ Hangi yan etkilerde bekleneceği hangilerinde ilacın kesilmesi gerektiği ile psikiyatristinizle mutlaka konuşunuz. ​ ​ Atipik Antidepresanlar hangileridir? ​ Herbir ilacın beyinde etki gösterdiği nörotransmitter farklı ve özgündür. Atipik Antidepresanlar SSRI’lar veya TCA’lar işe yaramadığında veya psikiyatristiniz tanınız için endikasyon gördüğünde yazılırlar .Atipik Antidepresanlar ​ Bupropion ​ Duloksetin ​ Maprotilin ​ Mirtazapin ​ Nefazodon ​ Trazodon ​​ Venlafaksin ​​ ​ Atipik antidepresanlar ile ilgili diğer merak ettikleriniz çok yakında burada...

sağlık ocağı antidepresan yazar mı