🎏 Pakistan Da Bir Kent Bulmaca

İstanbul'da Türk kadınlarının videolarını çekip TikTok'ta paylaşan Pakistanlı tacizci, dün sosyal medyada büyük tepki çekmişti. kinglog55 adıyla TikTok hesabı açan ve kadınların gizlice videolarını çeken bu sapık tacizciye tepkiler çığ gibi büyüyor. Pakistan’da eski Başbakan Khan destekçilerine bir kentte daha polis müdahalesi 25 Mayıs 2022, 21:57 tarihinde eklendi Pakistan’ın Lahor şehrinin sonrasında Karaçi’de de sokağa inen eski Başbakan Imran Khan’ın partisi Tehreek-i Insaf (PTI) destekçilerine polis müdahale etti. Afganistan da Taliban yönetimi tarafından bu giysinin burkanın giyilmesini mecburi kılmıştır. Daha sonra burka giyilmesi serbest bırakılmasına rağmen, halk korkudan giymeye devam etmektedir. bazında büyük bir değişim görülmemiştir. Pakistan'da İndus Nehri'nde bir teknenin alabora olması sonucu ölenlerin sayısı 23'e yükseldi. Ulusal basındaki haberlere göre, Rahim Yar Han şehri yakınlarında dünden bu yana devam eden arama kurtarma çalışmalarında 4 kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Yetkililer, teknenin alabora olması sonucu hayatını benzerbulmaca. Pakistan'ın pencap eyâleti sınırları içinde yer alan, indus vadisi uygarlığı'na ait antik bir yerleşim; Pakistan'ın kuzeybatı sınır eyaletinde, özel kabile topraklrı ve yönetim birimi; Abd'nin, florida eyaletinde göl; Abd'nin minnesota eyaletinde bir kent; Abd'nin utah eyaletinde bir kent 5371 3d harfler vektör sanatı ve grafikleri telif ücretsiz lisans altında mevcuttur. Ostapius 3D yazı tipi, duran büyük renkli harfler. Ostapius 3D yazı tipi, ayakta, büyük beyaz harflerle vektör eps 8. Ostapius 3D yazı tipi, ayakta büyük bir kırmızı mektup. Ostapius Yazım köşeli ayraç metni 1. Hindistanda bir kent:NAGPUR ÖNEMLİ NOT : Bilgi bankamızda yer alan bulmaca sözlüğünde 20.000 den fazla bulmaca sorusu ve cevabı bulunmaktadır. Bulmacalarınızı çözerken yukarıdaki arama formunu kullanarak cevaplarını bulabilirsiniz. 4jpc. Bulmacada Arabistan da bir kent bulmaca cevabı nedir, Kare, Çengel, Gazetelerin tüm bulmaca cevapları, arama bölümünden ulaşabilirsiniz. Kent veya kasabada dış mahalle bulmaca VAROŞ Bulmacada Kent site ŞEHİR - ŞAR Bulmacada Kent SİTE - ŞAR - ŞEHİR Bulmacada kent şehir, Bulmacada kentle ilgili, Bulmacada ana kent, Bulmacada kent, Bulmacada antik kent meydanı, Bulmacada kent soylu, Bulmacada yöre kent, Bulmacada Aydın da antik bir kent, Bulmacada eski mısırda bir kent , Bulmacada kentin hakimi, Bulmacada kent site, Bulmacada kent halkından olan, Bulmacada Eski yapı ya da kent kalıntısı, Bulmacada Irakta tarihi kent, Bulmacada kapadokya bölgesinde bir ilk çağ kenti, Soru Arabistan da bir kent Bulmacada Arabistan da bir kent nedir, Arabistan da bir kent bulmaca cevabı, Arabistan da bir kent bulmaca anlamı açıklaması nedir, Bulmacada Arabistan da bir kent ne demek - Yayın Tarihi 1 yıl önce - 1 Arabistan da bir kent Arabistan da bir kent bulmaca, sitemizde tüm resimli çengel bulmaca, kare bulmaca ve diğer bulmaca sorularını bulabilir ve arama bölümünden bulmaca cevapları ulaşabilirsiniz bulmaca çözerken bilmediğiniz cevaplara ulaşarak bunları öğrenebilir ve kendinizi geliştirebilirsiniz ayrıca bulmaca çözmek Alzheimer riskinizi azaltır, Stresi azaltır, Sözlü becerileri geliştirir, Sosyalleşmenizi sağlar. bulmaca cevapları, kelime bulmaca, çengel bulmaca, kare bulmaca, halka bulmaca, bulmaca oyunları, cevapları, cevabı, eş anlamlısı, halk dilinde, halk ağzı, ne denir, parası, para birimi, mecaz, gazetesi, eski dil, eski dilde, bulmaca sözlüğü, mecazen, simgesi, imi, bir tür, tersi, karşıtı, kısa, bir, resimdeki, artist, yazar, oyuncu, sanatçı, mecazi, bulmaca, bulmacada, sözlüğü, anlamı, nedir, 2 3 4 5 6 7 8 9 harfli, ocak, şubat, mart, nisan, mayıs, haziran, temmuz, ağustos, eylül, ekim, kasım, aralık, kim milyoner olmak ister soruları ve cevapları, Bir cevap bulun veya sahip olduğunuz harflerden bir kelime oluşturun. Eksik olan her harf için bir nokta yazın. Örneğin, ".la.. arama sorgusu 'Olağanüstü' gibi sonuçlar üretir K ile başlayan kelimeler Hala doğru cevabı arıyorsanız, K ile kelimeler tam listesine bakın. 3 harfli Kaa Kab 4 harfli Kaag Kaan Kaat Kaba 5 harfli Kaama Kabak Kabal Kaban 6 harfli Kaaki Kabaka Kabala Kabale Kabana 7 harfli Kabaçe Kabahat Kabalak Kabalci 8 harfli Kaanthos Kabaddi Kabakçi Kabaklar Kabalık Kaballi 9 harfli Kababurun Kabaceviz Kabadayı Kabakulak Kabaladan Kaballama 10 harfli Kabahatli Kabalaşma Kabaleşka 11 harfli Kabakuşluk 12 harfli Kabakakasuka Kabalakesene 5 harfli kelimeler Hala Pakistan’Da Bir Kent cevabını bulmak için yardıma ihtiyacınız var mı? 5 harfli kelimeler Ibara Idaka Ifdac Iflik Ifpri Ifrat Ihdac Ihlal Ikfal Iklik Ikyan Ildiz Ilgam Ilgar Ilgaz Ilgin Ilica Ilisu Iller Ilmik Imbik Imlik Incik Input Irama Irbik Irgat Irham Irmak Irmik Admin Çarş. Tem. 13, 2011 1245 pmanlamında benzetme öneki. KEBABEKuyruklu biber’de denilen ve karabibere benzer bir tür baharat. KEBABİYEEndonezya’da yetişen kuyruklu biber de denilen bir karabiber türünün kurutulmuş meyvelerine verilen ad. KEBAPDoğrudan doğruya ateşte veya kap içinde susuz olarak pişirilmiş et. KEBEKısa kepenek. KEBERE Akdeniz yöresinde yetişen ve çiçek tomurcukları turşu yapımında kullanılan bir bitkiye verilen ad. Sürekli yeşil kalan çalı görünümünde bir bitki,gebre yazması kitapların sonuna güveden koruyacağına inanılarak yazılan ve tılsımlı sayılan sözcük. KEBİRBüyük,ulu. KEBİSEFazlası bulunan,ilavesi olan,artık. KEBUTERGüvercin. KEBZEHalk dilinde kürek kemiğine verilen ad. KECİSAĞANGeniş gagalı böcekçil çobanaldatanlara verilen genel ad. KEÇÇift direkli ve yelkenli bir gemi. KEÇE Yere serilen halı,kilim gibi yünlü veya keçi kılının dokunmadan,yalnızca dövülmesiyle elde edilen kaba kumaş. KEÇEMENHalk dilinde bir cins yeşil kertenkeleye verilen ad. KEÇİ YEMİŞİ Yaban mersini. KEÇİZoolojide Capra hircus olarak tanımlanan,geviş getirenlerden,eti-sütü-derisi ve kılı için yetiştirilen,memeli evcil bir hayvan. KEÇİKIRANVan gölünün kuzey batısında Muradiye ovasında Urartu döneminden kalma kaleye verilen ad. KEÇİKÖMÜRENİYaprakları soğan yerine kullanılan bir tür yaban sarımsağı. KEÇİMEMESİSert kabuklu,iri taneli,uzunca beyaz yada kırmızımsı bir çeşit üzüm. KEÇİSAĞANÇobanaldatan’da denilen bir kuş. KEDİ Zoolojide Felis domesticus olarak tanımlanan köpek dişleri iyi gelişmiş,kasları çevik ve kuvvetli evcil veya yabani,küçük memeli hayvan. KEDİBALIErik,kayısı gibi ağaçlardan sızan bir çeşit zamk. KEDİBASTIBütün yüzeye tutkal sürmeyi gerektirmeyen işlerde,fırçayı aralıklı bastırarak tutkal sürme işi. KEDİBATMAZPekmezle yapılan bir tür tatlı. KEDİDİLİGenellikle dondurmanın yanında yenilen bir tatlı bisküvi. KEDİNANESİYaban sümbülü adıyla da bilinen bir kır bitkisi. KEF Van Gölü’nün kuzeybatı kıyısında,Urartu döneminden kalma ünlü haşlanırken su üzerinde biriken tortu. yeni çıkmış civcivin ağzının kıyısında bulunan ve zamanla kaybolan sarı renk. KEFAL Zoolojide Mugil cephalus olarak tanımlanan,orta büyüklükte,çok pullu,küt başlı,gümüş renkte,beyaz etli bir balık. KEFARETBir günahı Tanrıya affettirmek amacıyla verilen sadaka ya da tutulan oruç. KEFETerazi gözü. KEFEKİDiş diplerinde ve kaplarda oluşan kireç tabakası. KEFEKİYapılarda kullanılan açık renkli,delikli,ateşe dayanıklı bir tür taş. KEFEREMüslüman KEFİRÖzel bir maya mantarıyla keçi ve inek sütünün mayalanmasıyla hazırlanan ekşi içecek. KEFİYEArapların başlarındaki serpuş. KEFNEÇuvaldızla iş yapanların,avuçlarını korumak için ellerine geçirdikleri demirli kayış. KEĞEÇam kozalağı yada meyve toplamak için dalları eğmeye yarayan ucu çengelli ağaç. KEHELTembel,gayretsiz. KEHFMağara. KEHKEŞAN uğrusu. KEHLEBit. KEHRİBARSüs eşyası yapımında kullanılan ve bir yere sürtüldüğünde hafif cisimleri kendisine çeken fosilleşmiş reçine. Samankapan. Toprak altında kaldıktan sonra uçucu bileşenlerini yitirerek ve kimyasal değişime uğrayarak kararlı bir yapı kazanan fosil ağaç Yer altı sulama Yumurta,un ve şekerle,genellikle içine çekirdeksiz kuru üzüm veya kakao konularak yapılan,fırında pişirilen tatlı çörek. KEKANe güzel,ne iyi Yan gelip yatma. KEKEHalk dilinde kekeme. KEKEÇ bahar gibi kullanılan kokulu bir bitki. KEKLİKGüvercin büyüklüğünde eti için avlanan kırmızı gagalı bir kuş türü. KEKLİKİçel ve çevresinde yaygın bir türkü ve bu türkü eşliğinde oynanan kaşıklı, karşılama türü bir halk oyunu. KEKOVATürkiye’nin Akdeniz kıyısındaki en büyük adası. KEKRE Tadı acı ve ekşimtırak,buruk olan. KELHalk dilinde dişi hindi. KELALAKA Alakasız.Mecazi. KELAMSöz. KELAMTanrı’nın varlığını ve İslam dininin doğruluğunu konu edinen bilim. KELAMIKADİMKuranı kerim. KELAMIKİBAREski dilde özdeyiş. Şiirsel sözleri,özlü ve sanatsal sözleri tanımlamak için kullanılan vadisini çeviren kayalarda yaşayan ve soyu tükenme tehlikesi gösteren, uzun gagalı bir kuş. KELDANİLERIrak,İran ve Suriye’de yaşayan Hıristiyan bir topluluk. KELEBağa, tosun. KELEBEK Güreşte bir oyun. KELEBEKPul kanatlılardan,vücudu kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü,dört kanatlı,çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad. KELEBEKVida,somun gibi nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan bölüm. KELEKIrmaklarda işleyen ve şişirilmiş tulumlar üzerine kurulan bir çeşit sal. KELEM Lahana. KELEMBEDinlendirilmek üzere terk ve tatil edilmiş yer,arazi. KELEME KELESürülmemiş tarla. Bakımsız bağ, bahçe. KELEPBüyük yün iplik çilesi. KELEPSERAtın baş vurmasını engellemek için takılan kayış. KELERSürüngen hayvanların genel adı. KELEŞ Çok yakışıklı,çok KELEŞ Saçı olmayan, KELETEHalk dilinde çuvala verilen ad. KELETERİki kulplu ve küfe biçimindeki büyük sepete halk dilinde verilen ad. KELEZMER Doğu Avrupalı Yahudilerin geleneksel dilinde eski ayakkabıya verilen ad. KELLEEkinlerde başak. KELOĞLANDenizli’nin Acıpayam ilçesine bağlı Dodurgalar beldesinde,sarkıt ve dikitleriyle ünlü bir mağara. KELOYİTDeri üzerinde tümör görünümü alan kaba yara izi. KELPKöpek. KELTEski bir Avrupa kavmi. KELTEPEMarmara bölgesindeki samanlı dağlarının en yüksek tepesi. KELVİNTermodinamik sıcaklık temel birimi. KEMALEn yüksek değer. KEMALETTİN TUĞCU Öğrenim görmeyen, kendi kendini yetiştiren, çocuklara yönelik öyküler ve romanlarıyla tanınan yazarımız. KEMANE Keman yayı. KEMANE Ağaç gemilerde talimarın üst ucundaki Beş telli ve yaylı bir halk veya küçük torna çevirmek için kullanılan ok yayı biçimindeki araç. KEMANKEŞEski dilde ok atıcı,okçu. KEMEBüyük sıçan. KEMEDomalan’da denilen ve patatese benzeyen bir tür mantar. Yer diz üzerinde çalınan,kemana benzeyen,3 telli küçük bir çalgı türü. KEMENTHayvanları yakalamak için kullanılan,ucu ilmikli,kaygan uzun ip. KEMEREGemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri. KEMETPatika, keçiyolu” anlamında yerel sözcük. KEMHABir çeşit ipek kumaş. tavla oyununda kullanılan zar. KEMİRDEKKuyruk kemiğinin kıkırdaklı bölümü. Kuyruğun iskeleti. KEMİYETBir şeyin sayılabilen,ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu,nicelik,miktar. KEMOTERAPİHastalıkların kimyasal maddelerle tedavi yöntemi. İlaç Başta olan Hayvan dilinde ekilmeden bırakılmış tarlaya verilen ad. KENTrabzon ilinde bir yayla. KENAGüney Amerika yerlilerinin kullandığı bir tür kaval. KENAParmakların sinirleri çekilip yumulmak. KENAN Adanmış ülke yada İsrail ülkesinin eski kılıçlarla yapılan Japon dövüş sporu. KENEKoyun,köpek,at vs hayvanların veya insanların derisinde asalak olarak yaşayan,bulaşıcı hastalıklara neden olan böceklerin genel adı,sakırga. KENEFİÇorum bezi de denilen ve geleneksel el tezgahlarında dokunan bir tür bez. KENEGÖZ Çok küçük gözlü kimse. KENEOTUSütleğengillerden,tohumlarından yağ elde edilen bir bitki. KENETİki sert cismi birbirine bağlamaya yarayan,iki ucu sivri ve kıvrık metal parça. KENEVİRBotanikte Cannabis sativa olarak tanımlanan,kendirgillerden,sapındaki liflerden halat,çuval vs kaba örgüler yapılan,iki evcikli bir bitki. Sapındaki liflerden halat,çuval gibi kaba örgüler yapılan bir bitki. Saplarından lif ile kağıt ve yakacak hammaddesi,tohumlarından yağ ve dişi bitkilerin çiçekli veya meyveli dal uçlarından esrar elde edilebilen,mahalli olarak bazı yörelerde kendir,hint keneviri,çedene veya çetene olarak isimlendirilen Dörtyol ilçesinde tabiatı koruma alanı kapsamına alınan bir orman bölgesi. KENİŞ Tahtalara delik,oyuk açmaya yarayan marangoz cariye. KENOFOBİBoş alan korkusu. KENTPokerde,sırayla birbirini izleyen değişik renkten beş karta verilen ad. KENTALYüz kiloluk bir ağırlık ölçüsü birimi. KENTAUROSYunan mitolojisinde yarısı insan yarısı at olan yaratık. KENTETMüzikte beşli. KEPSipersiz şapka. KEPÇEGüreşte hasmın arkasından bacakları arasına el sokma oyunu. KEPÇEL Kepçeburun da denilen bir ördek elendikten sonra,elek üstünde kalan kabuk kırıntıları. KEPEKLERBalıkesir’in Susurluk ilçesinde bir kaplıca. KEPENEKÇobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz,kolsuz,keçeden üstlük KEPENEZTatlı su kefali de denilen bir balık. KEPENKDükkan vitrini,kapı,pencere gibi açıklıkları kapatmak için kullanılan tahta veya demir Yüksek tepe,dağ. Dağların oyuk ve kuytu başlığı. Boncuk,para,tüy takılmış renkli tülbentlerle yapılan gelin başlarındaki kabarık yün. KEPİRÇorak,çamurlu,verimsiz toprak. KEPİRTEPE. Yurdumuzda kurulmuş 21 Köy Enstitüsünden Fazla yağmur nedeniyle tahıllarda görülen sürme duymayan. tiksinme. KERALAHindistan’da bir eyalet. KERAMETOlağanüstü durum. KERAMOSMuğla’nın Milas ilçesinde antik bir kent. KERANEGİRToplum hayatından uzaklaşarak bir kenara çekilen. KERANOFOBİGök gürültüsü ve yıldırım çarpması korkusu. KERASOS Giresun kentinin, kiraza da adını veren antik dönemlerdeki çekeceği. KERATAKarısı tarafından aldatılan erkek. KERATİNTırnak, boynuz, kıl gibi üst deri ürünü olan yapıları oluşturan proteinli madde. KERAVİYE Frenk kimyonu,hint kimyonu da denilen ve meyveleri baharat olarak kullanılan otsu bir bitki. KERBEROS Eski Yunan mitolojisinde,ölüler ülkesinin bekçisi olan yüz başlı ve Hatay yöresine özgü,cevizli bir hamur tatlısı. KEREM.Soyluluk, ululuk,asalet. KEREMPEDenize doğru uzanan taşlık burun. KERESBüyük ve derin karavana, kazan. KEREVET Teneşir.. KEREVETÜzerine şilte serilerek yatmaya veya oturmaya yarayan,tahtadan yapılmış seki,sedir,peyke. KEREVİTTatlı su ıstakozu. KEREVİZMaydanozgillerden,kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki. KERHENİstemeyerek,gönülsüz. KERİM Soylu. KERİME Kız evlat. KERKENEZKartalgillerden,leşle beslenen bir kuş. KERKES dilinde keser. Büyük çalışmaya yardım sağlamak için,genellikle açık havada yapılan eğlentili toplantı. KERMİKEREÇRize ilinde bir göl. KERPİÇDuvar örmekte kullanılmak için kalıplara dökülüp güneşte kurutulmuş saman ve balçık karışımı ilkel tuğla. KERRAKEEskiden ince softan yapılan hafif ve dar bir üst giysisi türü. KERRATBir çok kez,çok defa. KERTE Gemi pusulasında kadranın ayrılmış olduğu on bir derece ve on beş dakika ölçüsünde bir açıya eşit olan otuz iki bölümden her İşaret için yapılmış çentik veya denizde sığlıkları belirtmek için kullandıkları işaretlerin her biri. KERTİBayat ekmek, yemek. KERTİKCisimlerin yüzeyindeki küçük oyuk ve çentik. KERVANUzak yerlere yolcu ve ticaret eşyası taşıyan yük hayvanı katarı. KERVANKIRANÇoban yıldızı. KERVANSARAYEskiden kervanların konaklaması için yapılmış olan büyük han. KES Genellikle yakmak için kullanılan iri saman. KESKapalı jimnastik ayakkabısı. KESAFETÇokluk,sıklık,yoğunluk. KESANEski dilde insanlar, kimseler. KESBİ KİSBİSonradan elde edinilmiş,sonradan kazanılmış olan. KESEBanyo temizlik aracı. KESEKısa,kestirme yol. KESEOrmanlara zararlı bir böcek. KESEDAR KİSEDAR Eskiden esnafların gelirlerini toplayıp saklayan,zenginlerin paralarını yöneten ve harcamalarını yapan yada sabanın topraktan kaldırdığı iri parça. KESELİLERKanguru gibi,dişilerin karnında yavrularını taşımaya yarayan kese bulunan hayvanlar takımı. KESENEToptan, götürü iş, yazılı anlaşma. KESERTahta,ağaç yontmaya ve çivi çakmaya yarayan,kısa saplı,bir yanı keskin ağızlı çelikten yapılmış araç. KESFEski dilde güneş yada ay tutulması. KESİ Kadeh. KESİBezden biçilmiş elbise,çamaşır. KESİBir atımlık barut. KESİUygur Türklerince 11. asra kadar Çin’de dokunan çok ince kalite ipek duvar halılarına verilen ad. KESİFYoğun. KESİKEkşimik. KESKİ Ağaç,taş,metal vs yontmaya yarayan bir ucu keskin çelikten yapılmış bir araç. KESMEYeşilimsi beyaz renkli çiçekler açan,hep yeşil yapraklı bir süs ağacı. KESMEKAYABaskı altında kalarak sertleşmiş toprak. KESMİK Başakla karışık iri saman. KESMİKKesilmiş sütün koyu bölümü. KESONSu altında kalan ya da gevşek zeminlerde temel atmayı sağlayan metal ya da betonarme kasa. KESPETMEK dilde çok olma durumu, çokluk, bolluk. Kalabalık. KESTANBOLUÇanakkale’nin Ezine ilçesinde bir kaplıca. KESTANEBotanikte Castanea sativa olarak tanımlanan,kayıngillerden,ılıman iklimlerde yetişen,25-30 metre kadar boylanabilen,kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı. KESTANECİKProstat. KESTEREKitre de denilen ve geven adlı bitkiden çıkarılan bir tür zamk. KEŞ Kış için kurutulan yağsız,tuzsuz alınmış sütten veya yoğurttan yapılan b ir peynir türü. KEŞANKaradeniz yöresine özgü,peştamal yada başörtüsü yapımında kullanılan dokuma. Trabzon yöresinde dokunan ve daha çok peştamal olarak kullanılan bir tür yular yada ayak kösteği. KEŞİDEÇekme,çekiliş. KEŞİKSıra,nöbet. KEŞİŞHıristiyanlarda,manastırda yaşayan,evlenmemiş papaz,rahip. KEŞİŞLEMEGüneydoğudan esen yel,akça yel. KEŞKSiirt yöresine özgü, “kurut” da denilen kurutulmuş yoğurt. KEŞKEKİyice dövülmüş ve uzun süre birlikte kaynatılmış et ve buğdayla yapılan bir tür yemek KEŞKÜL Hindistan cevizi kabuğundan ya da abanozdan yapılmış dilenci dövülmüş fıstık ve Hindistan cevizi dökülen bir süt tatlısı türü. KEŞTİ Eski dilde KETNişasta. KETALÇirişli bir çeşit parlak bez. KETALYazılı kağıt. KETÇAPTemel maddesi baharat katılmış domates olan bir tür sos. KETEYağsız ve mayasız hamurdan yapılan ve külde pişirilen çörek. KETEBEKatipler. KETEME KETEBEEskiden yazı levhalarına ya da yazma kitaplarına konulan hattat imzası. KETENBotanikte Linumusitu tissimum olarak tanımlanan,çiçekleri mavi renkte ve beş taç yapraklı,lifleri dokumacılıkta kullanılan bir bitki. KETENCİKDeniz yosununun ince bir cinsi. KETENPERE Argo’da hile, tuzak,dolap dolandırıcılık anlamında sözcük. KETEZAraba yada kağnı tekerleğinin çevresindeki demir çembere halk arasında verilen ad. KETHÜDAOsmanlılarda zengin kimselerin ve devlet büyüklerinin buyruğunda çalışan,onların bir takım işlerini gören kimse,kahya. KETONKarbonil grubuna iki alkol kökünün bağlanmasıyla türeyen bileşik. KETUMSır saklayan,ağzı sıkı. KETZALİ Guatemala’nın para birimi. KEVAKKemer altı,çardak. KEVAŞEArgo’da fahişe anlamında kullanılan sözcük. KEVDEREYurdumuzun yüksek kesimlerinde yaşayan ve “ur keklik” de denilen yerli bir kuş. KEVELKuzu yada koyun postundan yapılmış kürk. KEVENDikenli bir çalı. KEVGİRUzun saplı,yayvan,derin kaplardan yiyecekleri süzerek almaya yarayan delikli kepçe. KEVKEPTek ve belirli bir yıldız. KEVSERCennette bulunduğuna inanılan kutsal su,ırmak,havuz veya çeşme. KEY Mercan resifleri üzerinde oluşan,çoğunlukla kumlu,küçük düz ada. Kum Mesudiye ilçesinde bir yayla. KEYFİYET yemek pişiren kişiye verilen ad. KEZALİKHakezaKEZZAPNitrik asidin halk arasındaki adı. KHALKEDON İstanbul’un Kadıköy semtinin bulunduğu kesimde Megaralılarca kurulan KIĞI Koyun, keçi , deve pisliği veya buna benzer insan dışkısı.. KIKIRDAKKemik kadar sert olmayan,dayanıklı,esnek,bükülgen,damarsız bağ dokusu. KIKIRLIKKılkuyruk da denilen ve yurdumuzun sulak alanlarında da yaşayan bir ördek cinsi. KILKeçi tüyü. KILAĞYer ve gök dürbünlerinde nişan almaya yarayan yuvarlak delikli disk. KILAPTAN Pirinç,bakır,kalay gibi madenlerden çekilerek gümüş ve altın yaldız vurulmuş ince metal sırmalı pamuk ipliği. KILIÇLI Kastamonu’nun Cide ilçesinde,sarkıt ve dikitleriyle tanınmış bir Meyve sapları kürdan olarak kullanılan otsu bir bitki. Maydanozgillerden özel kokulu bir özgü,kabak kemaneye benzer telli çalgı. KIMBazı bitkilerde sapı kucaklayan yaprak dibi. KIMIL Sapı,çiçek,yaprak ve başakları emerek yada yiyerek ekin hastalığına yol açan,vücudu kalkana benzeyen zararlı bir böcek. KIMIZKısrak sütünün mayalanmasıyla yapılan az alkollü,ekşi bir Türk içkisi. KINAAynı adı taşıyan ağacın kurutulmuş yapraklarından elde edilen,saç ve elleri boyamakta kullanılan toz. KINAKINAHindistan ve Endonezya’da yetişen,kabuğundan kına çıkarılan bir ağaç. KINDILÇEŞMEAntalya ilindeki Beydağları Milli Parkında,doğal güzelliğiyle tanınmış bir kamp ve piknik alanı. KINDIRAÇ Oluk ve yiv açmaya yarayan Kenevirden yapılmış kalınca Çingene. Eskiden Mısır halkından olan kimse. KIRAÇVerimsiz veya susuz,bitek olmayan toprak. KIRAÇAİstavrit balığının küçüğü. KIRANBirbirine paralel olarak uzanan iki akarsu arasında kalmış dağ sırtı. KIRANTAArgo’da orta yaşlı erkek. KIRANTAŞ Kader, alınyazısı. KIRATElmas,zümrüt gibi değerli metallerin ağırlıklarının tartısında kullanılan iki desigramlık ölçü birimi. KIRAYDelikanlı,genç anlamında yerel sözcük. KIRBAÇocuklarda karın şişmesiyle beliren bir hastalık. KIRBASakaların içinde su taşıdıkları ağzı dar,altı geniş,deriden yapılmış kap,su kabı,matara. KIRBAÇTek parça deri veya uzun esnek bir değneğin ucuna sırım bağlanarak yapılmış vurma aracı. KIRÇKışın sisli havalarda ,ağaç dallarını,toprak yıkıntılarını kaplayan buz tabakası. KIRÇILKır renkli. KIRDENİZİzmir ilindeki Gediz Deltasında 205 kuş türünü barındıran bir lagün. KIRGIBAYIRÇok sayıda kıvrımlı ve derin sel yataklarıyla kesilmiş ve aşındırılmış,iç içe geçmiş keskin tepelerden oluşan arazi. KIRIK Melez, kırma. KIRIKHAVATürk halk müziğinde,ritimsiz uzun havaların karşıtı olarak ritimli ezgilere verilen ad. KIRIMTARTARŞarap tortusu. KIRKAMBARBir çok konuda bilgisi olan kimse. KIRKAMBARİçinde değişik türden şeyler bulunan kap veya yer. KIRKAYAK Kasık biti. KIRKBAYIRGeviş getiren hayvanların dört gözlü olan midelerinin üçüncü gözü. KIRKBİRBUÇUK İlhan Selçuk ve Turhan Selçuk tarafından 1952’de çıkarılan siyasi mizah dergisinin adı. KIRKMERAKHer şeyi anlamak isteyen,çok meraklı. KIRLANGIÇ KUYRUĞUHayvanın kulağını delerek yapılan işaret. KIRLANGIÇ Genellikle 6-8 Nisan tarihleri arasında meydana gelen bir bir kavuna benzeyen,sarı yada yeşil kabuğu olan,hoş kokulu bir meyve. KIRLENT Çiçek yada yaprak işlemeli süs. İşlemeli ya da işlemesiz olarak yatak üzerine konulan veya dökülmüş tahıl. KIRO Argo’ da kaba saba ve görgüsüz kimseye verilen perişan, dağınık, değersiz, bayağı. KISKAArpacık soğanı. KISKITürlü maksatlarla iki şeyin arasına sokuşturulan,kıstırılan parça,kama,takoz. KISRAKDişi at. KISSADers alınması gereken kısa hikaye. KISTAKBir yarımadayı karaya bağlayan,iki yanı su,dar kara parçası,berzah. KISTIİnci,boncuk,deniz kabuğu gibi malzemeyi ipe dizip kelep haline getirdikten sonra birbirine dolaşarak yapılan kısa gerdanlık. KISTIRMAİçine peynir yada kıyma konularak sac üzerinde pişirilen bir tür börek. KISTIRMAKarnıyarık yemeği. KIŞIRKabuk. KITAŞiirde iki ya da daha çok dizeden oluşan birim. KITALVuruşma, savaş. KITIK Minder,yastık gibi şeyleri doldurmak için kullanılan ve bazen de sıvanın içine katılan keten ve kendir lifleri. KITIPİYOZ KITIPİYOS Argo’ da değersiz, bayağı, kötü .KITIRArgoda uydurma söz,yalan. KITMİREshabı Kehf’de yedi uyuyanların Efsane köpeğinin adı. KIVAÇAMalavi’nin para birimi. KIVAM Koyuluk,tav. KIVANÇÖvünç,iftihar. KIVIRCIKDaha çok Marmara bölgesinde yetiştirilen,beyaz tüylü ve ince kuyruklu koyun cinsi. KIVRAKAnadolu’nun kimi yörelerinde kadınların giydiği,mantoya benzer bir üstlük. KIYACinayet. KIYAM Ayakta durma. Ayağa kalkmak. Namazda ayakta tutma,denk sayma. KIYASI MUKASSİM İkilem. KIYASİUygulama ve benzetme ile elde edilen. KIYATBirmanya Myanmar para birimi. KIYEMEski dilde kıymetler,değerler. KIYIKIŞLACIKGüllük körfezi kıyısında, Milas ilçesine bağlı turistik bir köy. KIYYEEskiden 1283 gram ya da 400 dirhem ağırlığındaki ölçü birimi; okka. KIZALAKGelincik çiçeği. KIZALİNihat Behram’ın bir romanı. KIZANDelikanlı,silahlı köy delikanlısı. Erkek çocuk. Acemi köy seyirlik oyunlarını düzenleyen kişiye verilen ad. KIZILELMAZonguldak ilinde,Türkiye’nin en uzun mağaralarından biri. KIZILERİKGenellikle 29 Temmuzda meydana gelen bir fırtına. KIZILİNLEREskişehir’e 15 km uzaklıkta bir kaplıca. KIZILŞAP Açık eflatun renk. KIZKUŞU Yurdumuzda da yaşayan siyah sorguçlu bir Torosların ve dolayısıyla Beydağlarının en yüksek noktası. KIZMEMESİ Bir tür Fatih semtinde ünlü bir Bizans anıtı. Kİİlgi eki. KİASENG Kore’de,çayhanelerde ya da zengin evlerinde şiir okumak,şarkı söylemek ve dans etmek üzere yetiştirilmiş genç yöresine özgü,pirinç ve kuzu etiyle yapılan işkembe dolması. KİBELYön,taraf. KİBELEAnadolu halklarının ana tanrıçası .Antik Anadolu’da bereket tanrıçasının adı.. KİBO Kilimanjaro Dağının en yüksek ortak çalışma esaslarına göre oluşturulmuş tarımsal topluluk. KİÇ KİTCH Yoz beğeni,zevksizlik. KİÇE Guatemala’da konuşulan bir Kızılderili başkenti. KİEVSKİÜzeri ekmek kırıntılarıyla bulanmış ince tavuk etini kızartarak yapılan bir yiyecek. KİFKuzey Afrika’da hintkeneviri yapraklarından elde edilen ve tütüne karıştırılarak esrar gibi içilen sarhoşluk verici toz. KİFAYETYeterlilik. KİGALİRuanda’nın başkenti. KİHALETGöze çekilen sürmeyi yapma ya da sürme çekme sanatı. KİKDar, uzun ve hafif bir yarış kayığı. Yer boylu, zayıf, ince kimse. KİKLALapinagillerden,güzel renkli,50 cm uzunluğunda bir balık. KİLIslandığı zaman kolayca biçimlendirilebilen yumuşak ve yağlı toprak. KİLDENBakır,çinko,tunç yada topraktan yapılmış tek kulplu su kabı. KİLE, Eski bir tahıl ağırlık ölçüsü. KİLE Ağırlık ölçüsü.17,6 kg.İstanbul kilesi37 odası. KİLİ Tarla yöresine özgü,hayat çöreği de denilen çeşitli baharatlarla hazırlanan bir tür kalın pide. Mardin’de yaşayan Süryanilere özgü bir tür paskalya güneyindeki antik bölge. KİLİM öşeme , divan gibi yerlere serilen , genellikle desenli , havsız , kalın , kıl veya yün dokuma. KİLİSLİRİFATBİLGEKitabı Dede Korkut,Divanü Lügat-it Türk,İbni Mühenna Lügatı gibi yapıtların çevirileri,araştırmaları ve yayımları ile tanınmış yazar ve dilcimiz. KİLİSTRAKonya’nın Meram ilçesinde,ikinci Kapadokya olarak da adlandırılan,tüf kayalara oyulmuş antik kent. KİLİTAtların alnından alt çenesine uzanan beyazlık. KİLİTAÇMAEskişehir yöresinde hıdrellez manilerine verilen ad. KİLİTTAŞIBir kemerin ya da tonozun tepe noktasına yerleştirilen taş. KİLİZ Saz, kamış, hasır otu. KİLİZMANSazlık, kamışlık. KİLOHERTZBir saniyede 1000 titreşimi olan elektromanyetik dalga boyu ölçüsü birimi. KİLSKireç,sönmemiş kireç. KİLTİskoç erkeklerinin giydiği kısa eteklik. KİMÇİKore mutfağına özgü,Çin lahanası ve turpla yapılan bir çeşit turşu. KİMERADeğişik genetik kökenli çeşitli hücrelerden oluşan organizma. KİMESNE Eski dilde kimse. KİMİErzurum yöresinde,gövdesi yenilen yada turşu yapılan otsu bir bitki. KİMİGAYOJaponya ulusal marşına verilen ad. KİMİŞKE Kaşgar kentinde dokunan bir tür nakışlı görülen ve frengiye benzeyen bulaşıcı bir hastalık. KİMONOGeniş kollu sabahlık. KİMPİTEYJaponların 1910’dan sonra işgal ettikleri ülkelerde güvenliği sağlamakla görevlendirdikleri özel jandarma örgütü. KİMSECİK Yaşar Kemal’in Yağmurcuk Kuşu, Kale Kapısı ve Kanın Sesi adlı yapıtlarından oluşan roman üçlüsü. KİMÜSYemeklerin mide özsuyuyla karıştıktan sonra aldığı durum. KİMYONMaydanozgillerden ıtırlı bir bitki. KİMYONİKahverengiye çalan yeşil renkte olan. KİNAPapua Yeni Gine’nin para birimi. KİNAYEDüşünüleni dolaylı olarak anlatan söz. KİNEMATİKCisimlerin hareketlerini yörünge,hız ve ivme gibi konular bakımından inceleyen mekanik kolu. KİNETHatay’ın Dörtyol ilçesinde,altı uygarlığı barındıran ünlü höyük. KİNETİKKimyasal tepkimelerin hızlarını inceleyen bilim dalı. Devinim bilim. KİNEZİKas faaliyeti. KİNGBir deste 52’lik kağıtla oynanan bir iskambil oyunu. Kozlu oynanan bir iskambil ilacı. KİNİŞ Marangozlukta tahta üzerine boydan boya açılan, kesiti kare veya dikdörtgen biçiminde kanal. KİNİZMYunan düşünürleri Antishenes ile Diogenes’in oluşturdukları,insanın gerçek erdeme ve mutluluğa,bütün gereksinimlerinden sıyrılarak ve hiçbir değere bağlı kalmayarak ulaşılabileceğini öne süren Sokratesçi öğreti. KİNKAJUAmerika’nın kimi bölgelerinde ormanlık alanlarda yaşayan,yumuşak kahverengimsi postu olan bir memeli hayvan. KİNOFOBİKöpek korkusu. KİNŞASAKongo Demokratik Cumhuriyeti’nin başkenti. KİOSBursa’nın Gemlik ilçesinin antik dönemdeki adı. KİP Türklerde at, köpek, keçi gibi evcil hayvanların mumyalarına verilen ad. KİPFelsefede değişebilen,geçici nitelik. KİPLaos’un para birimi. KİPUygun, tıpatıp gelen. KİPEHızla bükülen kalçanın sert ve birden gerilişiyle,vücudun yatıştan ayak üstü duruşa veya asılmadan dayanmaya geçmesi . KİPEKİEskiden Türkistan’da kullanılmış bir para. KİPPADindar Yahudilerin başlarını örttükleri takke. KİPUİnkalar tarafından kullanılan ve iplerin üstüne atılmış her düğümün rengine göre bir anlamı olan düğüm-yazı. KİRAM Soylular,aristokrasi. KİRARYenileme. KİRAZBotanikte Cerasus avium olarak tanımlanan,gülgillerden bir meyve ağacı. KİRAZLI Trabzon ilinde bir yayla. KİRDE Genellikle mısır unundan yapılan bir tür pide. KİREBOLUArıların kovan deliğini kapatmak için kullandıkları sarı ve yumuşak madde,balmumu. KİREÇMermer,tebeşir,alçı taşı gibi bir çok taşın temel maddesini oluşturan kalsiyum oksit. KİRENAnadolu’nun türlü bölgelerinde kızılcık ağacına ve meyvesine verilen ad. KİRGİBAYIR Derin sel yataklarıyla kesilmiş ve aşındırılmış keskin tepelerden oluşan Büyük Okyanus da bir ülke. KİRİK Ördek yavrusu. Yurdumuzun sularında yaşayan ördeğe benzer bir kullanılan Rus alfabesini Kiril Alfabesi bulan Ortodoks papaz. KİRİNBir Japon birası. KİRİNCİÜç ile yedi yaş arasında olan erkek deve. KİRİŞ Döşemeden gelen yükleri düşey taşıyıcılara aktaran,eğilmeye dayalı strüktür öğesi. Kirişler genel olarak ahşap,çelik,betonarme,öngerilmeli beton alaşımlarla da kirişler telli çalgılarda kullanılan hayvan bağırsağından teli. KİRİŞBir eğrinin iki noktasını birleştiren doğru parçası. KİRİŞOk atılan yayın iki ucu arasındaki esnek bağ. KİRİZMA Toprağı derince kazarak altını üstüne atkı ipliğini sıkıştırmak için kullanılan,demirden yada ağaçtan yapılmış dişli araç. KİRMAN KİRMEN Elde yün eğirmeye ve bükmeye yarayan ve ipliğin yumak halinde elde edilmesini sağlayan ağaçtan yapılmış bir tür iğ. KİRMANHisar,kale. KİRMASTİBursa ili Mustafakemalpaşa ilçesinin eski adı. KİRPASPamuk ya da keten ipliğinden dokunan bir tür kaba kumaş. KİRPİRefik Halit Karay’ın mizah yazılarında kullandığı takma ad. KİRPİZoolojide Erinaceus europaeus olarak tanımlanan,uzunluğu 25-30 cm olan,sırtı dikenlerle kaplı memeli hayvan. KİRŞKiraz rakısı. KİRTİLBüyük kabuklu deniz hayvanlarını avlamakta kullanılan, ince daldan örülmüş kapan. Deniz avcılığında kullanılan ince daldan örülü sepet. KİRU Tibet antilobu. KİRVESünnet olan çocuğun elini kolunu tutan ve çocuk üzerinde babaya yakın bir hak taşıyan kimse. KİSAENGKore’de,çayhanelerde yada zengin evlerinde şiir okumak,şarkı söylemek ve dans etmek üzere yetiştirilmiş genç kız. KİSBKazanma, edinme, iş. KİSE Eski dilde Sasani hükümdarlarına verilen ad. KİST İçi kaloit veya yağ gibi sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu patolojik torba. KİSVEHacıların Kabe’de giydikleri beyaz üstlük. KİŞFırında pişirilen bir cins tuzlu turta. KİŞMİŞKüçük taneli bir tür çekirdeksiz siyah üzüm. KİŞNİŞBir baharat türü. Maydanozgillerden 20-60 cm boyunda bir bitki,kara sesli küçük keman. KİTMacun. KİTABET Kompozisyon. KİTABİYE Ağaçların iç kısmından elde edilen ve kağıt yapımında kullanılan madde. KİTAKSİArgo’da,şuna bak,hale bak anlamında bir sözcük. KİTELLEBEN KİTELKİTELFUM Siirt’e özgü yoğurtlu bulgur köftesi. Siirt gerilerek yada tellerine vurularak çalınan,sapsız bir çalgı türü. KİTİNBöceklerin ve birçok omurgasız hayvanın dış iskeletini oluşturan boynuzsu organik madde. Selülozun bir Rize’de bir çıkarılan bir tür zamk. KİVANOSert kabuklu ve c vitaminince zengin bir meyve. KİVİKahverengi ve tüylü kabuğu olan C vitaminince zengin bir meyve. KİVİZoolojide Apteryx australis olarak tanımlanan ,kanatları küt olduğu için uçamayan,bacakları güçlü,Yeni Zelanda’da yaşayan bir kuş. KİYANUSDoğada serbest olarak bulunmayan ama birçok cismin bileşimine giren, karbon ve azottan oluşmuş bir gaz. KİZİREskiden köy muhtarının yardımcısı. KLAKETDansçının ayakkabılarına takılan metal plakaların vurmalı bir çalgı gibi kullanıldığı dans üslubu. KLAKETFilmlerin çekimi sırasında kullanılan ve üstünde filmle ilgili çeşitli bilgiler bulunan tahta. KLAKÖRTiyatrolarda oyunu alkışlamak için parayla tutulan kimse. KLAKSONKorna. KLAMOBir yapıda ağaçların yada taşların birbirine tutturulmasında kullanılan iki ucu dirsekli kenet. KLAPA Yakanın göğse doğru inen devrik bölümü. KLAPEBir pompada,bir körükte,bir motorda bir akışkanın geçmesini sağlamak yada engellemek üzere bir eksen etrafında yaptığı açval hareketle açılıp kapanan bir kapak. KLAROS İzmir’in Menderes ilçesindeki antik bir kent. KLASİSİZMEski Yunan ve Roma sanatından,edebiyatından kaynaklanan 17. yüzyılda Fransa’da yayılan bir sanat ve edebiyat akımı. KLASÖRSıralaç. KLAVSENKlavyeli ve telli bir çalgı. KLAZOMENDİİzmir’in ilçesi Urla’nın eski adı. KLE Güreşte bir oyun. KLE Toplanmayı gösteren nota ile mandalinanın çaprazlanmasıyla elde edilmiş çok lezzetli bir mandalina cinsi. KLEONÇok yetenekli bir hatip olan Atinalı siyaset adamı. KLEOPATRABüyük İskender’in kız kardeşi. KLEPSBilardoda , oyunculardan birinin topunun öteki toplardan birine değdikten sonra geri dönmesini sağlayacak şekilde yapılan vuruş. KLEPTOMANİHırsızlık yapma şeklinde beliren hastalık. KLERİKALİZMDinin ve din kuramlarının toplum hayatının çeşitli kesimlerindeki yerini güçlendirmeyi amaçlayan toplumsal,ekonomik akım. KLEZMERDoğu Avrupa kökenli Yahudilerin geleneksel düğün müziği. KLİK Hizip. KLİMATİZM Dinlenmek ve sağlık kazanmak için gidilen orman,dağ,göl kıyısı gibi yerleri kapsayan turizm İklimbilim. KLİNKERÇimento yapımında fırından ezilmeden çıkarılan pişirme ürünü. KLİNOFOBİYatağa girme fobisi. KLİNOMETRE Eğim ölçer. KLİPGörüntüleme. KLİPSYaylı bir pensle tutturulmuş küpe,iğne gibi takılara verilen ad. KLİRİNGDış ticarette,iki ülke arasında yapılan alışverişlerin karşılıklı olarak malla ödenmesi,takas. KLİŞEBaskıda kullanılmak amacıyla,üzerine kabartma resim,şekil,yazı çıkarılmış metal levha. Basmakalıp bir hücre veya organizmadan eşeysiz üreme yoluyla türetilmiş,genetik yapıları birbirinin tıpatıp aynı hücre veya organizmalar topluluğu. KLOROFİLGüneş ışığını soğurarak bitkilerde karbon özümlemesini sağlayan ve bitkilere yeşil renklerini veren madde. KLOROZKanda alyuvar sayısının azalmasından ileri gelen,genellikle genç kızlarda görülen kansızlık. KLOSTROFOBİDar ve kapalı yerlerde duyulan kaygı veya korku,kapalı yer korkusu. KLOŞ Alt tarafı çan biçiminde genişleyen etekler için kullanılan sözcük. KLOZET Alafranga tuvalet. KLÜZİki çöküntü alanını birbirine bağlayan,boğaz biçiminde dar vadi. Boğaz biçiminde küçük çağda Yunan askerlerinin taktığı baldır zırhı. KNESSETİsrail parlamentosuna verilen ad. KNEZKimi Slav uluslarında prens,kral anlamında kullanılan sözcük. KNİDOSDatça yarımadasındaki ünlü antik kent. KNOSSOS Milas ovasında bir dağ. KNOTDeniz mili. KOJaponya’daki dört çiçek düzenleme okulundan biri. KOAHawai’de yetişen bir tür kereste. KOALAAvustralya’da yaşayan keseli ağaççıl memeli hayvan. Keseli etçil memelisi. KOANZen Budacılığında rahip adaylarının meditasyon eğitiminde kullanılan kısa ve çelişkili önerme yada soru. KOATİAmerika’da yaşayan,rakuna benzer memeli bir hayvan. KOAY Güneydoğu Asya’da yetişen ve meşeye benzeyen bir Afrika’da yaşayan bir antilopKOBAYakın arkadaşları tarafından Stalin’e verilen ad. KOBAK Artvin yöresinin bir kullanılan,nikel ve demire benzeyen,gümüşi renkte bir element. KOBARÇulara da denilen ve yurdumuzun denizlerinde de yaşayan bir balık. KOBAY Zoolojide Cavia porcellus olarak tanımlanan,bilimsel araştırmalarda kullanılan bir deney hayvanı,Hint Domuzu. KOBRA Afrika ve Asya’nın sıcak bölgelerinde yaşayan çok zehirli bir yılan türü. KOCABAŞFlurcun da denilen bir kuş. KOCABAŞPancara verilen bir başka ad. KOCABAŞSıcak bölgelerde yaşayan bir cins çaylak. KOCAGÖZİri yapılı,sarımsı ya da yeşilimsi renkte bir kıyı kuşu. KOCAKORUKonya’nın Seydişehir ilçesinde, “tabiat parkı” kapsamına alınan orman alanı. KOCALAKBir tür çaylak. KOCASAKKoca arayan kız. KOÇDamızlık erkek koyun. KOÇAKYürekli erkek,yiğit,kabadayı. KOÇAŞ Halk dilinde yağmur bulutuna verilen KOÇAYIHalk dilinde Kasım ayına verilen ad. KOÇKATIMI Genellikle 21 Kasım’da meydana gelen bir üzerine yüksekte kurulmuş zahire ambarı. KOÇUEskiden kullanılan iki atla çekilen bir çeşit gezinti arabası. KODBir bilgiyi temsil eden semboller sistemi. Bir bestenin bitiş bölümü. Bir konunun sonunda yer alan bağımsız İleri gelen, servet ve mevki sahibi kimseler için alay yollu kullanılan sözcük. KODEİN Afyondan çıkarılan,öksürüğü kesmek için hekimlikte kullanılan bir madde. KODEKSİlaçların formüllerini gösteren resmi kitap. KOF Kuruyarak ya da çürüyerek içi boşalmış KOFAYılanbalığına benzer bir balık. KOFANALüfer balığının irisi. KOFÇAZKırklareli’nin bir ilçesi. KOFFBOL COFFBALL Basketbol ile hentbolun karışımı olan, 4 kız ve 4 erkek oyuncudan oluşan spor dalı. KOFRABina girişlerinde elektrik şebeke hattını sigorta sistemi ile düzenleyen kutu. KOFULBitki hücreleri yaşlandıkça plazmalarında oluşan ve içi hücre suyu ile dolu bulunan boşluk. Hücre sitoplazmasında oluşan cansız bir kent. KOHEZYONMoleküller arasındaki çekim kuvveti. KOİÇok değerli bir akvaryum balığı. KOJAN Altay Türklerinde şarkı,türkü anlamında kullanılan ve ısı enerjisinin birlikte üretildiği teknoloji. KOKAJudoda rakibi en az on saniye yerde hareketsiz olarak tutarak kazanılan teknik üstünlük. KOKARAĞAÇAylandız da denilen ve gölge ağacı olarak dikilen kötü kokulu bir ağaç. KOKARCAEtoburlardan,kendini korumak için düşmanına pis bir sıvı fışkırtan bir hayvan. KOKARTAsker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen işaret. Belli bir topluluğa özgü olan boylu, uzun ve ipeksi tüylü, sarkık kulaklı bir köpek cinsi. KOKETÇok süslü giyinen ve modaya düşkün olan kadın. kozası. KOKONASüsüne düşkün yaşlı kadın. KOKONOSYeniçeriler arasında saygı duyulan kimselere verilen ad. KOKOREÇŞişe sarılarak korda kızartılan,kekikli kuzu bağırsağı. KOKOROZ Mısır. KOKOROZArgo’ da çirkin kimseye verilen ad. KOKOZArgo’da parası olmayan,züğürt cebi delik. KOKPİT Uçaklarda pilot kabini . KOKULYAGenellikle 20 Mayısta meydana gelen bir fırtına. KOLA Kağıt yada bez yapıştırmakta kullanılan,kaynatılmış nişasta bulamacı. KOLAĞASIOsmanlı ordusunda yüzbaşı ile binbaşı arasında yer alan rütbe. KOLAJBir resmin yapısına uygun olarak yapıştırılan çeşitli kağıtlar, fotoğraflar ya da kumaş gibi gereçlerle yapılan düzenleme. Yapıştırma resim. Kumaş,tahta gibi malzemelerle yapılan,kağıt ya da kartona yapıştırılan resim ya da Anadolu’da yetişen,patatese ve yer elmasına benzer yumruları yiyecek olarak kullanılan otsu bir bitki. KOLAN Yer tezgahında dokunan dar dokumalar. KOLANSemer veya eyer bağlamakta kullanılan yassı kemer. KOLASTARI Ege yöresinde tomruk biçmeye yarayan ve iki kişi tarafından kullanılan bıçkı aletine verilen yöresine özgü bir halk oyunu. KOLÇAKBir koltukta kol dayama yeri,dirseklik. KOLÇAKYalnız baş parmağı ayrı,diğer dört parmağı bir örülmüş yün eldiven. KOLEBYAKARus mutfağına özgü bir çeşit balıklı börek. KOLEDOKSafrayı bağırsağa veren kanalın adı. KOLEKSİYONDerlem. KOLERAŞiddetli ishal ve kusmalarla kendini gösteren,çok bulaşıcı,salgın ve öldürücü bir hastalık. KOLİİskoç çoban köpeği de denilen uzun tüylü bir köpek cinsi. KOLİBRİAmerika’da yaşayan ve geriye doğru uçma özelliği olan bir kuş türü. KOLİTKalın bağırsak iltihabı KOLİVAKaradeniz yöresinde haşlanmış mısıra verilen ad. KOLOSırbistan’a özgü bir halk dansı. KOLOÇİTHAAyvalık yöresine özgü,bir tür kabak böreği. KOLOFAN Çamsakızının damıtılmasıyla elde edilen bir sorunu incelemek yada siyasi,ekonomik,diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı. Konferans serisi. Doçentlik Uzunluğu doğrultusuna paralel kuvvetlerin etkisi altındaki ya da dönmelerden gelen etkileri öteki kolonlara veya temellere aktaran genellikle düşey taşıyıcı Sömürge. KOLONİZoolojide,birlik durumda yaşayan aynı türden organizmaların oluşturduğu topluluğa verilen ad. KOLONYALİSTSömürgeci. KOLORATURŞarkıyı güzelleştirmek amacıyla yapılan süslemelere ve bu süslemeleri icra edebilen sanatçıya verilen ad. KOLORDUDeğişik sayıda tümen ve savaş destek birliklerinden kurulu büyük askeri birlik. KOLORİDYEKolyoz balığının küçüğü. KOLPOArgo’da uygun zaman,fırsat anlamında sözcük. KOLTAmerikalıların icat ettiği otomatik tabanca. KOLZATurpgillerden,yağlı tohumlu,tohumlarından elde edilen yağ yapay kauçuk yapımında kullanılan mevsimlik bitki. KOMAğıl,davar ağılı. KOMDoğu Anadolu’nun bazı bölümlerinde yaygın olan geçici kırsal yerleşme tipi. Küçük yerleşim yeri,köy,çiftlik. Yayla Yunan’da eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilen en küçük aralık. Müzikte,bir tam seslik aralığın bir kesrini oluşturan çok küçük değiştirmek,etek boyu kısaltmak gibi giysi tadilatı yapan terzi. KOMARDoğu Karadeniz bölgesi’nde yetişen ve yaprakları halk hekimliğinde kullanılan ormangülü. Doğu Karadeniz dağlarında,fundalıklarda yetişen,2-3 m boyunda,kışın yaprak dökmeyen,çok iri ve mor çiçekler açan bir yıldız. KOMETRessam Gürkan Coşkun’un bilinen adı. KOMİKİŞEHİRTuluat tiyatrosunda,ustalığını kanıtlamış güldürü sanatçılarına verilen san. KOMİSEski dilde gömlek. KOMMAGENENemrut dağı üzerindeki dev heykelleri gerçekleştiren ve kuzey Suriye ile Güneydoğu Anadolu’da hüküm süren eski krallık. KOMODOR Amiral yetkisiyle görevli deniz kuruluşa bağlı yolcu gemilerinin en eski kaptanı. KOMOFTİTrabzon ve Rize yöresinde Lazca konuşan halka verilen ad. KOMONDOR İri yapılı Macar çoban köpeği Yunan da Dionysos şerefine düzenlenen ve komedinin doğmasına neden olan şenliklere verilen ad. KOMOSEski Yunan sanatında,ayakta duran genç erkek heykellerine verilen ad. KOMPAS Küçük uzunlukları, çapları ve kalınlıkları ölçmeye yarayan bir KOMPLEKSKarmaşık. KOMPLİKASYON Yan etki. KOMPLİMANGönül okşayıcı söz,ilgi gösterici söz. KOMPOZİTÖR Besteci. KOMPRESÖRYol yapımında , dökülen çakılları bastırıp sıkıştırmak için kullanılan ağır silindirli araç. KOMÜNİKASYONİletişim. KOMÜTATÖRBir elektrik akımının yönünü değiştirmeye yarayan araç. KONAK Kundak çocuklarının başlarında oluşan kepek tabakası. KONAKBüyük ve görkemli ev. KONALGAGöçebe ve yolcuların yolculuk yada göç sırasında konakladıkları yer. KONÇAyağa giyilen şeylerde ayak bileğinden baldıra doğru olan bölüm. KONÇERTOBir çalgının teknik özelliklerini ön plana çıkartmak amacıyla yazılmış,orkestra eşliğinde seslendirilen,sonat formundaki müzik eseri. KONÇİNAİskambilde ikiliden altılıya kadar olan kağıtlara verilen ad. KONDANSATÖRYoğunlaç. KONDOM Kaput,prezervatif. KONDÜKTÖRYolcu trenlerinde biletleri denetleyen ve vagon içlerine bakan görevli. KONDÜVİTTiyatroda sahneye çıkma sırası gelen kişileri uyarmakla görevli kimse. KONFEKSİYON Hazır giyim eşyası. KONFETİüğün,balo vs eğlencelerde,spor karşılaşmalarında serpilen,küçük yuvarlak pul biçiminde kesilmiş renkli kağıt parçaları. KONFİGÜRASYONKimyada bir molekül içindeki atomların uzamdaki dağılım yada yerleşim düzeni,uzamsal biçimlenme. KONGAZHalk dilinde salyangoz. KONGLOMERABir firmanın çok çeşitli mallar üreten kuruluşlarla birleşerek ya da bunların denetimini ele geçirerek büyümesi ve genişlemesi. KONGREKurultay. KONKASÖRYapı vs yapımında kullanılacak çakılları,taşları elde etmek için,büyük kayaları kırıp ufalamaya yarayan makine. KONKORDATOBatık durumunda alacaklıların,alacaklarının belli bir plana göre almaları için aralarında yaptıkları sözleşme,iflas anlaşması. KONKRESomut,müşahhas. KONKURHİPİKYalnız spor amacıyla yapılan at yarışı. KONSAKuşların taşlık, katı gibi adlar da verilen midesi. KONSANTRASYON Yoğunlaşma,dikkat toplama. KONSENSUSMutabakat;karşılıklı rıza. KONSEPTKavram;bir şey hakkında kabul edilen genel fikir. KONSEPTUALİZMKavramcılık. KONSOLİDASYON Kısa vadeli devlet borcunun yerini uzun vadeli bir borcun alması, Vadesi uzatılan Bir tür iskambil et veya tavuk suyu. KONSORSİYUMBüyük projelerin gerçekleştirilebilmesi için birden fazla şirketin bir araya gelmesi. KONSTRÜKSİYON Yapma, Batı toplumunda dördüncü derecede bir soyluluk. Eski Norveç dilinde kabile başkanı anlamına gelen jarl sözcüğünden arkadaş,yoldaş anlamına gelen comcs sözcüğünden türeyen Kontes adı yada gereçleri havadan yada yerden taşımaya yarayan aktarma aygıtı. KONTOŞOsmanlı devletinde büyük makamdaki kimselerin giydiği bir tür üstlük. KONTRALTOKadın seslerinin en kalını ve sesi böyle olan sanatçı. KONTRBASKeman türünden,en kalın sesli yaylı çalgı. KONTRFİLEKesim hayvanlarında,belkemiğindeki dikensi çıkıntının iki yanında bulunan et dilimi. KONTURNesneyi belirgin gösteren çevre çizgisi. KONUR Esmer,açık kestane ONUNLA Pedro Almodovar’ın bir filmi. KONVANSİYONBir anayasa yapmak veya bir anayasayı değiştirmek için toplanan olağanüstü ve geçici meclis. KONVEKSİYON Isı yayımı. Isı yayar. KONVOYAynı yere giden taşıt ya da yolcu topluluğu. KOOPERASYON İşbirliği. KOORDİNASYONEşgüdüm. KOORDİNATBir yüzey üzerinde veya uzayda bir noktanın yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı. KOORDİNATÖR Eşgüdümcü. KOP İnsan ve hayvan vücudunda çıkan kabarcık, şiş. KOPDoğu Anadolu’da bir dağ ve geçit. KOPALErguvangillerden tropik bölgelerde yetişen çeşitli ağaçlardan elde edilen ve cila yapmakta kullanılan bir tür reçine. KOPANAKİ Bir tür işleme. El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli yöresine özgü,keçi sütünden yapılan bir peynir. KOPARANKolları geriye sarkık cepken biçiminde,beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir çeşit ceket. KOPÇAGiyeceklerin karşılıklı iki yanını birleştirmekte kullanılan,bir halka ve çengelden oluşan araç,agraf. KOPEKKAPİKRuble’nin yüzde bir değerinde Rus para birimi. KOPİLArsız sokak çocuğu, piç. KOPİLUWAKEndonezya’da yaşayan bir hayvanın dışkısından elde edilen,dünyanın en değerli kahvesi. KOPOYOrta boylu,düşük kulaklı,tüyleri kısa bir tür av köpeği. KOPRAYağı çıkartılmak üzere öğütülmeye hazır duruma getirilmiş, yani kabuklarından ayrılmış ve kurutulmuş Hindistan cevizi çekirdeği; kopra yağı. KOPRAFOBİışkı görmekten duyulan aşırı korku. KOPSİYAKılçığı temizlenmiş hamsi balığıyla yapılan bir meze. KOPURCUKSalatası ve yemeği yapılan bir ot. KOPUZ Ozanların çaldığı telli bir Türk sazı. KOR Ateş. KORA Senegal ve Mali’ye özgü,21 telli bir belirtisi kısa,çabuk,değişken güçte irade dışı hareketler olan bir hastalık. KORALDini ezgi veya kaynağı dini olan orkestra parçası. Kilise müziği KORAM Kişiler arasında gözetilen saygı dilinde dikenli bitki topluluğuna verilen ad. KORAY ARİŞBaşta kösele olmak üzere bronz,alçı,tahta gibi çeşitli malzemeler kullanarak gerçekleştirdiği soyut anlayıştaki yapıtlarıyla tanınmış heykelcimiz. KORBEYBorsalarda acentelerin yüksek sesle arz ve talepte bulundukları yuvarlak alan. KORÇAK Anadolu’nun bir çok yöresinde kukla oyununa verilen ve jakar dokuma sanayinde çözgü ipliği. KORDİPLOMATİKBir yerde bulunan elçi ve elçilik görevlilerinin topluluğu,elçiler topluluğu. KORDON Yunan sanatında, ayakta duran bir genç kızı betimleyen heykel. KORELASYON Bağlılaşım. Bağıntı. yarımadasını Yunanistan’dan ayıran boğaz. KOREOGRAFİBir baleyi oluşturan adım,figür ve anlatımların bütünü. Dans düzenleme sanatı. KORFBOLDört kız ve dört erkek oyuncudan oluşan sekizer kişilik iki takım arasında oynanan ve basketbol ile hentbolun karışımı olan spor dalı. KORİDABoğa güreşi. KORİDOR Geçenek,dehliz. KORİFAAsya’da ve Malezya takımadalarında yetişen yelpaze yapraklı büyük boylu palmiye. KORİNDONSert bir metal. KORİNTYunan mimarisindeki üç biçimden biri. KORKOTADoğu Karadeniz yöresine özgü,iri öğütülmüş mısır unuyla yapılan bir yemek. KORKUYORUMANNE Reha Erdem’in bir KORN Almanya’ya özgü, tahıl tanelerinden yapılan geleneksel olarak birayla birlikte içilen damıtık bir kayalık çıkıntı. KORNİŞON Kabuğunun üzeri pürtüklü,lezzetli bir tür turşuluk hıyar. KORNO.Üflemeli bir çalgı. KORONERKalp kasına oksijence zengin kan taşıyan iki damarın ortak adı. KOROSOLAnonagillerden,Amerika’nın tropikal bilgilerinde yetişen,iri ve lezzetli bir meyve. KORSEGüzellik ya da sağlık amacıyla kullanılan esnek iç giysisi. KORSİKA Akdeniz’in dördüncü büyük adası. KORTİZONBöbreküstü bezinin salgıladığı bir hormon. KORU Küçük ve bakımlı orman. KORUGAN Ağaç gövdeleriyle yapılmış ve çevresinde kazılı çukuru bulunan korunmaya elverişli,kale biçiminde denilen bir tür yabani yonca. KORUKHam üzüm. Henüz olgunlaşmamış ekşi Çek kronu ile Slovak kronunun kendi dillerindeki adı. Kuron. KORUNÜst derinin en dış tabakası. KORUNCAKİçinde bir şey saklanan kap yada yer. KORUNCAKKoza. KORUNGAPembe çiçekli,hayvan yemi olarak kullanılan bir bitki türü. Yabani yonca, tirfil. KORZAGemicilikte denizin içinde iki zincirin birbirine dolaşmasına verilen ad. KOSİstanköy adasının eski adı. KOSAUzun saplı bir orak türü.

pakistan da bir kent bulmaca